1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 16 Mayıs 2012 Çarşamba 19:44
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
A. Esra Yalazan KAMERİYE 03.07.2011
A. Esra Yalazan
Dar kapının ardındaki gölgeler ve André Gide
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
A. Esra Yalazan - Dar kapının ardındaki gölgeler ve André Gide A. Esra Yalazan - Dar kapının ardındaki gölgeler ve André Gide A. Esra Yalazan - Dar kapının ardındaki gölgeler ve André Gide A. Esra Yalazan - Dar kapının ardındaki gölgeler ve André Gide A. Esra Yalazan - Dar kapının ardındaki gölgeler ve André Gide A. Esra Yalazan - Dar kapının ardındaki gölgeler ve André Gide A. Esra Yalazan - Dar kapının ardındaki gölgeler ve André Gide A. Esra Yalazan - Dar kapının ardındaki gölgeler ve André Gide
A. Esra Yalazan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Dar kapının ardındaki gölgeler ve André Gide

Akşam alacasının kalbin uysal çarpıntılarına eşlik ettiği mor saatlerin içinden geçip giderken onunla ‘âşıklık istidadını’ konuşuyorduk. Birbirleriye mukabele eden ezan seslerinin dünyevi meselelerin hoyratlığından uzaklaştıran uhrevi iklimiyle yumuşak bir sessizliğin içinde kaybolduk bir süre. Sonra o Fuzuli’nin meşhur gazelini hatırlattı bana; “Mende Mecnundan füzun âşıklık istidadı var/ Âşık-ı sadık menem, Mecnunun ancak adı var”. Kısacık bir an öyle durup yıldızların pırlanta tozları gibi dağıldığı göğe bakakaldım. Kadim bir coğrafyada, böylesine derin bir kültürden süzülenlerle beslenen maneviyatımı derinleştirme fırsatını bahşeden Tanrı’ya şükrettim.

Karşılık beklemeden sevebilme yeteneğine sahip olanlar bilir. Hakiki bir dostluğun kapladığı yerin eflatuni ufuk çizgisi büyülüdür. Çok güçlüdür o kökler, öyle kolayına söküp alamazlar ruhunuza tutunduğu yerden. Onun sözleriyle yaralanma ama nihayetinde yara ne kadar derin olursa olsun telafi edebilme fırsatını da ancak öyle sahici bir ilişkide yakalayabilirsiniz. Ayrı düştüğünüz konularda birbirinizi ikna etmeye çalışırsınız. İnancı, sevmeyi, yalnızlığı, aşka düşmeyi, arzunun, tutkunun bağlayıcılığını, verilen sözlerin mükellefiyetini tartışırken dikenli düşünceler oranızı buranızı çizer. Biraz kanarsınız. Ama bilirsiniz, kanamak da, kanatmak da iyidir bazen. Dert dermanını kendi içinde bulur. Aşkın aşkınlıkla izah edilebildiğinde başka türlü bir iklime kavuştuğunu, arzunun ötesine geçenlerin yaşadığı o ‘zamansızlığı’, bu bilince kutsiyet atfeden insanın nihayetinde aşkın bilinmez tabiatına ihtiyaç duyduğunu konuşabilirsiniz onunla mesela. Ya da önlenemez sarsıntılar vadeden aşkın geleceğinden onu korumak istersiniz. Sevme yeteneğinin alçakgönüllülük, cesaret ve inanç olmadığında büyük yıkımlara neden olduğunu da tecrübelerinizle anlatmak istersiniz belki. Aşkın kaderin bir kaprisi olduğunu söyleyen birini hatırlarsınız ansızın.

Böyle anlar insanı çoğaltır, duygu dünyasını zenginleştirir. Kalbin kapılarını mahremiyetin sırlarına aralar. Bir hayat boyu biriktirilen öfkeler, pişmanlıklar, kırgınlıklar bu türden içten sohbetlerde muhatabından çok konuşanı şaşırtacak sahih bir tonda birer birer dökülüverir dudaklardan. Sizi tam anlamadığını hissettiğinizde bile “ağır açan bir gül kadar hafifken merhamet” mısraını hatırlatır gibi bakar yüzünüze. O vakit ıstırabınızı kendi içinde büyütebildiğini anlarsınız. Aşkın nesnesinin yokluğunda bile onu sevmekten vazgeçmeyen varlığın kendine nasıl zulmettiğini konuşursunuz belki. Ya da dostluk içeren sevginin ne kadar soylu, insanı sağaltan bir erdem olduğunu...

 


Bu roman Gide’in hikâyesidir...

İşte tam bu geniş çemberin ortasında hayata ayna tutan edebiyat çıkar sahneye. En sevdiğim ‘tamamlanma’ halidir bu. Vaktiyle sevmenin ‘dar kapısından’ geçemeyenlerin hissettiği kederi hatırlatan bir romandan bahseder bulursunuz kendinizi. André Gide’i hatırlayıp çocukluk anılarınızı yolda bulmuş gibi sevinirsiniz. Iskaladığınızı sandığınız hayatın yakıcı pişmanlığı çok uzaklardadır artık. Yaşanmamış olanın hayaliyle avunmayı öğrenmişsinizdir çoktan.

André Gide, Dar Kapı’dan kesif bir geç kalmışlık duygusuyla bahseder: “Şimdi dünyadan elimi çekecek olsam, yazdıklarıma bakarak, kimse söyleyeceklerimin en güzellerini henüz yazamadığımın farkında olmayacak. Hangi cüretle, hangi uzun bir ömür vehmiyle, en önemlisini en sona bıraktım.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer A. Esra Yalazan Makaleleri:
  1. Varoluş sancısı, vicdan ve A. Camus - 13.05.2012
  2. Aşkın kuytusunda tenha bir kadın; Clara Schumann - 06.05.2012
  3. Özür - 29.04.2012
  4. ‘Molière Efendi’, yasaklar ve Bulgakov - 22.04.2012
  5. Varlığın bütün yüzleri ve Şeyhmus Dağtekin - 15.04.2012
  6. Yoksulluğun devleri, ‘Fil’ ve Elio Vittorini - 08.04.2012
  7. Tam o an, ‘Saatler’ ve ‘Mrs. Dalloway’... - 01.04.2012
  8. ‘Mavi Uzaklar’dan Herman Hesse’ye mektup var... - 25.03.2012
  9. - - 18.03.2012
  10. Gezgin yazarlar ve erken bahar... - 11.03.2012
  11. Sevilenler, sevemeyenler ve Carson McCullers - 04.03.2012
  12. Aşkın çocukluğu ve Ana Maria Matute - 26.02.2012
  13. Sırların sesi ve Tayeb Salih - 19.02.2012
  14. Zweig’ın içinden çıkan Montaigne - 12.02.2012
  15. ‘Sur Kenti Hikâyeleri’, merhamet ve Ali Ayçil - 05.02.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Bir hükümeti kuramadılar
  Elektronik devleri TV için birleşecek
  Yapı Kredi hizmette ‘engel’ tanımıyor
  Avea, 800 engelliyi iş sahibi yapacak
  Ziraat’in ilk çeyrek kârı 658 milyon TL
  Her türlü çabayı göstermeliyiz
  İtalyan bankalarına Moody’s tırpanı
  İtalyan ve Yunan anarşist işbirliği
  Anlaşma demokrasi için tehdit
  Facebook hisse satış fiyatını yükseltti
  Daha sıkı kurallara ihtiyacımız var
  Büyüyen kriz çocukları da etkiliyor
  Avro Bölgesi ilk üç ay yerinde saydı
  İstanbul kira artışında liderliği elinde tutuyor
  Merkel ve Sarkozy tümüyle başarısız

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 16.05.2012
Pardayanlar
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 16.05.2012
Tertip için iki olasılık : (1) içerden provokasyon
BAKIŞ ACISI
Lale Kemal - 16.05.2012
Arınç sahip çıkıyor, medya nerede
AÇILIM
Emre Uslu - 16.05.2012
Bu da PKK’nın yeni stratejisi...
MEO VOTO
Mithat Sancar - 16.05.2012
Medeniyet kaybından toplumsal çözülmeye
SOLDUYU
Roni Margulies - 16.05.2012
Minibüsçüler, Atatürk ve AK Parti
TELESİYEJ
Telesiyej - 16.05.2012
Cem Özer çıktı meydane, sözleri birbirinden merdane!
GÜNDEM DIŞI
Bülent Şirin - 16.05.2012
Fanatizm değil, kimlik sorunu
KOZMİK KÖŞE
Mehmet Baransu - 16.05.2012
Güle güle Demirören...
SAĞLI SOLLU
Gürbüz Özaltınlı - 16.05.2012
Kültür savaşları
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 16.05.2012
Avrupa endişesi gittikçe artıyor
PARALEL HAYATLAR
Levent Yılmaz - 16.05.2012
Kültür popüler ise, demokrasi topaldır totemi
HÜR VE HESAPSIZ
Sedat Tunalı - 16.05.2012
Behzat Ç. göreve!
CADININ BOHÇASI
Esmeray - 16.05.2012
Terörist travesti...
ŞARZÖR
Ayça Şen - 16.05.2012
Güneş balçıkla sıvandı
SARHOŞ SAYDAMLIK
Solmaz Kamuran - 16.05.2012
Şarabın ve yazının gizemi
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

A. Esra Yalazan - "Dar kapının ardındaki gölgeler ve André Gide " başlıklı köşe yazısı
16.05.2012 19:44:18