1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 22 Mayıs 2013 Çarşamba 05:26
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
A. Esra Yalazan KAMERİYE 20.11.2011
A. Esra Yalazan
Dersim’de bir ‘Gece Kelebeği’: Haydar Karataş
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
A. Esra Yalazan - Dersim’de bir ‘Gece Kelebeği’: Haydar Karataş A. Esra Yalazan - Dersim’de bir ‘Gece Kelebeği’: Haydar Karataş A. Esra Yalazan - Dersim’de bir ‘Gece Kelebeği’: Haydar Karataş A. Esra Yalazan - Dersim’de bir ‘Gece Kelebeği’: Haydar Karataş A. Esra Yalazan - Dersim’de bir ‘Gece Kelebeği’: Haydar Karataş A. Esra Yalazan - Dersim’de bir ‘Gece Kelebeği’: Haydar Karataş A. Esra Yalazan - Dersim’de bir ‘Gece Kelebeği’: Haydar Karataş A. Esra Yalazan - Dersim’de bir ‘Gece Kelebeği’: Haydar Karataş
A. Esra Yalazan köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Dürüstlüğü, isyanı kötü oynanmış bir ‘içtenlik’ gösterisi gibi sergileyen zehirli dilden korkarım ben. O tavır, insanın varoluş sebebinde saklı olan erdemleri silah gibi kullanmak ister çünkü. Elbiselerin teyel yerlerini bir türlü saklayamayan terziler gibi beceriksiz çırpınışları da biraz da acıklıdır. Ne kadar bağırsalar seslerini duyuramazlar. Hâlbuki biraz durup içlerindeki karanlık uçuruma bakmaya cesaret edebilseler kendilerini affedebilirler belki. O vakit bağışlamanın, kin duymaktan vazgeçebilmek olduğunu hatırlayıp, kelimelerle iyileşebileceklerini de görebilirler...

Hakikat ezelidir. Hiçbir güç, inanç onu yeryüzünden silemez belki ama anlama ve geçmişi geleceğe doğru yorumlama çabası, bizi akılla sağaltır. Malraux. anlarsak yargılayamayız, demiş. Doğru, ama insan, insana yapılan zulmü de unutamaz. Neden unutsun zaten? Kötüyü sevmeyi bilmeyiz ki. Kötülüğün iradi olduğunu, kalbe atılan tohumla, bencillikle büyüdüğünü fark etmiyoruz çoğu zaman. Hınçla, kinle, cezalandırma dürtüsüyle ‘kötülüğü’ seçenlerin ebediyen mutsuz ve çaresiz olduklarını unutuyoruz. Önce bu yüzden affetmeyi öğrenebilmeliyiz. Bağışlayarak iyilik kadar sahici olan kötülüğü de yok edebilir miyiz bilmiyorum doğrusu ama bence denemeye değer.

Epeydir bahsetmek istediğim bir kitap bana yazarak, okuyarak, anlayarak ‘bağışlamanın’ imkânlarını gösterdi. Dile gelemediği için üst üste yığılmış acıların, hayatın büyük çaresizliğinin tamamen yok edilemeyeceğini ancak hatırlayarak unutabileceğimizi düşündürdü. Sevmenin yüce gönüllüğü değil sözünü ettiğim elbette; kefareti ödenmemiş ‘suçların’ affedilmeye muhtaç olması. Peki, her dinlediğimizde yakan gerçekleri, edebiyatın diline tercüme ederek bu ihtiyacı hissedebilir miyiz hakikaten? Haydar Karataş, bu topraklarda yaşarken ‘ölenlerin’ birbirlerini affedememe körlüğünü, kimsesizliğe, yoksulluğa, yurtsuzluğa, ölüme, açlığa rağmen hayatta kalma çabasına uzun bir ağıt yazarak anlatmış.

 


Gerçeklerden daha gerçek...


Gece Kelebeği
(Perperik-a Söe), 38 Dersim Katliamı’nı ve sürgününü Dersimli Kürt bir kız çocuğunun diliyle anlatıyor, demek romana haksızlık olur. Bu kitap o trajedinin karanlıkta kalan yanlarını, eşkıyaların acımasızlığının nelere mal olduğunu, Ermenilerle birlikte verdikleri mücadeleyi, muhacirleri, farklı kültürlerin birbirlerini korkudan kaynaklanan kesif bir öfkeyle ‘ötekileştirilmesini’, sürgünden sonraki miras kavgalarını da içeriyor ama kitabı özel kılan sadece bu kapsayıcı titizliği değil. Yazar, okuru basit bir anlatma sezgisi gibi görünen çok katmanlı bir hikâyeyle, meşe ormanlarının, gizli geçitlerin, ışıldayan derelerin, yakılmış köylerin, gömülemediği için kokan cesetlerin, yaraları hayvanların, çiçeğe durmuş yalnız ağaçların arasında dolaştırırken gerçeklerden daha gerçek bir yolculuğa çıkarıyor. O yol, bütün ıstıraplarına rağmen ıssız ve sessiz zira küçük Gülizar’ın, ismi Zazaca gün atımı anlamına gelen annesi Fecire Hatun’un, kolsuz Musa’nın, karısı Hece’nin, Perhan’ın ve bütün kahramanların iç sesi, bombaların uğultusunu bastırıyor. Bu sahih anlatım gücünü o toprakların Dersimli ‘dilsiz’ yazarından alıyor elbette ama o anlatımda okuru tutsak eden, duygularını hakikatin sırrıyla dağlayan başka türlü bir sihir var sanki.

Haydar Karataş, bir söyleşide şöyle diyor: “Keşke bu romanı Zazaca yazabilseydim, ben dilsizliği iki kez yaşadım. Yatılı okula başlarken, üç ay tek kelime konuşmadım, yaşıtım çocuklarla oynayamadım. Sonra bir mülteci kampında on dokuz değişik ülkeden insanlarla yaşadım. Yöneticiler utanmadan bu dilsizliği halklara reva görürler.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer A. Esra Yalazan Makaleleri:
  1. Bütün insanlar yalancıdır - 09.12.2012
  2. ‘Yara İzleri’nin gizli hikâyeleri - 25.11.2012
  3. Bangır bangır ‘yazı’ çalıyor evde! - 18.11.2012
  4. Eskiz defterleri ve John Berger - 11.11.2012
  5. ‘Ah’lar Ağacı’nın dili - 04.11.2012
  6. İskenderiye rüyası - 28.10.2012
  7. Sait Faik’le hep yeniden... - 21.10.2012
  8. Genç Pessoa’yı gördüm - 14.10.2012
  9. Savaşın kıyısında bekleyenler - 07.10.2012
  10. Bir edebî saplantı olarak Proust - 30.09.2012
  11. Ölümün sözle imtihanı ve Hans Fallada - 23.09.2012
  12. Alacakaranlıktaki Laura ve Nabokov - 16.09.2012
  13. ‘Mutlu Moskova’ ve iyilik - 09.09.2012
  14. Ah Edip Bey, yine Son/bahar - 02.09.2012
  15. Yazı sarhoşluğu ve Zweig - 26.08.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Arnavutköy’de holdingler yer arıyor
  ‘Meydan’ satışa çıktı
  Adanus Park’ta hafta sonu avantajı
  İpekçi’nin Kırkpınar defilesi pahalı geldi
  Konutta bahar fırsatları sürüyor
  Pişmanlıktan yakasını kurtaran beri gelsin
  Selim İleri’den özür...
  Bu korkular ki bienal müjdesi
  Brezilya’da “Üç Bencil”
  İtalya’dan Mehmet Altun’a ödül
  Yeni adres: Parkorman
  Yeni adı Ala Maral Zaman oldu
  20 milyon dolarlık kemanla çalacak
  Egemen Kokmaz takımla çalıştı
  Paralellerin dayanılmaz cazibesi

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 21.05.2013
Urfa’nın Gümrük Hanı
QUO VADİMUS
Cengiz Aktar - 21.05.2013
Suriye politikası
KÖŞE TAŞI
Akın Özçer - 21.05.2013
Başka ülke üzerinden geçmişle yüzleşmek (2)
SPORTOTO SüperLig PANORAMA
Can Belge - 21.05.2013
Hamza Hamzaoğlu, Yılmaz Vural ve Prosinecki
Bİ'ŞEY...
Ferhat ULUDERE - 21.05.2013
Kitap ekleri ne işe yarar
BİR BAKIŞ
Semra Somersan - 21.05.2013
İmparatorluk istemez
AGORA
Yüksel Taşkın - 21.05.2013
Merhaba
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

A. Esra Yalazan - "Dersim’de bir ‘Gece Kelebeği’: Haydar Karataş" başlıklı köşe yazısı
22.05.2013 05:26:57