1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 16 Mayıs 2012 Çarşamba 19:45
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
A. Esra Yalazan KAMERİYE 09.10.2011
A. Esra Yalazan
Genç, saf ve düşünceli romancıların itirafları...
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
A. Esra Yalazan - Genç, saf ve düşünceli romancıların itirafları... A. Esra Yalazan - Genç, saf ve düşünceli romancıların itirafları... A. Esra Yalazan - Genç, saf ve düşünceli romancıların itirafları... A. Esra Yalazan - Genç, saf ve düşünceli romancıların itirafları... A. Esra Yalazan - Genç, saf ve düşünceli romancıların itirafları... A. Esra Yalazan - Genç, saf ve düşünceli romancıların itirafları... A. Esra Yalazan - Genç, saf ve düşünceli romancıların itirafları... A. Esra Yalazan - Genç, saf ve düşünceli romancıların itirafları...
A. Esra Yalazan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Genç, saf ve düşünceli romancıların itirafları...

Derler ki, insan anlatmaktan hoşlandığı hikâyedir. Hayat ve edebiyat arasındaki bağı sade ve incelikle anlatan bir cümle bence. Kalplere nüfuz edebilen ‘dilin’ iki yüzü var. Başkalarına kendimizi anlatırken ruhumuzun tenha kuytusundan bulup çıkardığımız his parçacıkları, sahipsiz kelimeler aynı zamanda kendimizi daha derinden anlamamızı sağlıyor.

Yazarlar gördükleri gerçeği taklit etmiyor, onlardan yeni bir gerçeklik üretiyor. En azından iyileri böyle yapıyor. Roman sanatını en başta bu özelliği itibarıyla çekici buluyorum doğrusu. Hafızanın, dilin, algının, hayal gücünün sahibinden bağımsız yorum yapması ve bunu harflerin büyüsüyle bir resme dönüştürmesi çarpıcı değil mi?

Bir yazarı doğum öncesi kıvrandıran o sancılı hazırlık sürecini düşünelim birlikte. Zihnindeki imge, düşünce ve duygu kırıntılarına rağmen kelimeler benliğinin derin boşluğunda melankolik kuşlar gibi dönüp duruyor. Büyük bir yapboz oyununun parçalarını buluşturmak isteyen çocuk misali ‘resmin’ tamamını görüyor ama bir türlü dile gelmiyorlar. Bunun farklı sebepleri var ama bir tanesi de içerde bir yerde sıkışıp kalmış olması. Yazar, hâlâ kendi hayatından damlayan hikâyemsi hatıraların etkisinde. Hayat dairesinin dışına çıkıp gördüklerini nasıl ifade edeceğini bilmiyor. Onları anlatırken anları tekrar yaşamaktan korkuyor belki. Ya da henüz yaşanmamış bir hikâyeyi yazarak kadere –belki de kendisininki– tahakküm etmenin titremesi var çırpıntılı yüreğinde... Hayat hikâyelerini, yarattığı kahramanları ‘tanrısal’ yazma kudretine sığınarak anlatacak olması onu biraz telaşlandırıyor. Kendini koyduğu yer epey iddialı çünkü. Yoktan insanlar var edecek, kişiliklerini kendi iklimlerinde şekillendirecek, hayatın merkezini belirleyecek, ayrıntılardan unutulmaz sahneler yaratacak ve nihayetinde kendisi gibi ‘fanileri’ hikâyesinin eşsiz ve ölümsüz olduğuna dair ikna edecek. Eh, pek kolay bir iş değil aslında. İtiraf etmeliyim ki tam da bu nedenle günümüzde neden ve nasıl bu kadar çok roman yazıldığını merak ediyorum doğrusu. Bu cüretkârlık olmadan yola çıkmak insanı biraz sarsar çünkü. Peki, nasıl yapıyorlar?

 


‘İlhama hilebaz yazarlar başvuru’

Bu cümleleri bana yazdıran geçtiğimiz günlerde yayımlanan iki kitabın kişisel serüvenleriydi. Birbirlerine pek benzemeyen ama yolları ‘edebiyat’ ırmağının geniş yatağında buluşan iki romancının anlattıkları sadece yazı mutfağında olup biteni merak edenler için değil, oraya uzaktan bakan okurlar için de cazip.

Orhan Pamuk ve Umberto Eco’nun edebiyat üzerine verdikleri konferanslarda birbirlerini anmaları tesadüf değil elbette. Tür, anlatım, hikâye seçimi ve kurgu tekniği itibarıyla mesafeli dursalar da, edebiyatın gizli çekmecelerindeki nesneleri, yöntemleri, mucizevi sırları tane tane okura göstermek konusunda fevkalade kıymetli çabaları var. Üstelik bunu mümkün olduğunca kendilerini saklamadan, içtenlikle, sıkıcı kuramların arkasına gizlenmeden yapıyorlar. Aslında Pamuk, bu noktada da Eco’dan biraz ayrılıyor ama olsun ziyanı yok. Eco bile, semiyotik nesnelerden, göstergebilimden bahsederken bile kendine has ironik üslubuyla kendisinden beklenmedik bir manevrayla sadeleşip okurunu gülümsetebiliyor.

Konuşmanın daha en başında dinleyenleri –bu örnek için katılmadığım lakin merak ettiğim– yabani bir soruyla baş başa bırakıyor mesela: “Neden Homeros yaratıcı yazar sayılırken Platon’un sayılmadığını bir türlü anlayamamışımdır. Neden kötü bir şair yaratıcı yazardır da iyi bilimsel makaleler yazan birisi değildir?” Ya da böyle söyleyerek ‘birilerini incitir miyim’ gibi lüzumsuz bir hassasiyet buhranına kapılmadan konuşuveriyor: “İlk romanımı yazdığım sırada birkaç şey öğrendim.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer A. Esra Yalazan Makaleleri:
  1. Varoluş sancısı, vicdan ve A. Camus - 13.05.2012
  2. Aşkın kuytusunda tenha bir kadın; Clara Schumann - 06.05.2012
  3. Özür - 29.04.2012
  4. ‘Molière Efendi’, yasaklar ve Bulgakov - 22.04.2012
  5. Varlığın bütün yüzleri ve Şeyhmus Dağtekin - 15.04.2012
  6. Yoksulluğun devleri, ‘Fil’ ve Elio Vittorini - 08.04.2012
  7. Tam o an, ‘Saatler’ ve ‘Mrs. Dalloway’... - 01.04.2012
  8. ‘Mavi Uzaklar’dan Herman Hesse’ye mektup var... - 25.03.2012
  9. - - 18.03.2012
  10. Gezgin yazarlar ve erken bahar... - 11.03.2012
  11. Sevilenler, sevemeyenler ve Carson McCullers - 04.03.2012
  12. Aşkın çocukluğu ve Ana Maria Matute - 26.02.2012
  13. Sırların sesi ve Tayeb Salih - 19.02.2012
  14. Zweig’ın içinden çıkan Montaigne - 12.02.2012
  15. ‘Sur Kenti Hikâyeleri’, merhamet ve Ali Ayçil - 05.02.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Bir hükümeti kuramadılar
  Elektronik devleri TV için birleşecek
  Yapı Kredi hizmette ‘engel’ tanımıyor
  Avea, 800 engelliyi iş sahibi yapacak
  Ziraat’in ilk çeyrek kârı 658 milyon TL
  Her türlü çabayı göstermeliyiz
  İtalyan bankalarına Moody’s tırpanı
  İtalyan ve Yunan anarşist işbirliği
  Anlaşma demokrasi için tehdit
  Facebook hisse satış fiyatını yükseltti
  Daha sıkı kurallara ihtiyacımız var
  Büyüyen kriz çocukları da etkiliyor
  Avro Bölgesi ilk üç ay yerinde saydı
  İstanbul kira artışında liderliği elinde tutuyor
  Merkel ve Sarkozy tümüyle başarısız

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 16.05.2012
Pardayanlar
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 16.05.2012
Tertip için iki olasılık : (1) içerden provokasyon
BAKIŞ ACISI
Lale Kemal - 16.05.2012
Arınç sahip çıkıyor, medya nerede
AÇILIM
Emre Uslu - 16.05.2012
Bu da PKK’nın yeni stratejisi...
MEO VOTO
Mithat Sancar - 16.05.2012
Medeniyet kaybından toplumsal çözülmeye
SOLDUYU
Roni Margulies - 16.05.2012
Minibüsçüler, Atatürk ve AK Parti
TELESİYEJ
Telesiyej - 16.05.2012
Cem Özer çıktı meydane, sözleri birbirinden merdane!
GÜNDEM DIŞI
Bülent Şirin - 16.05.2012
Fanatizm değil, kimlik sorunu
KOZMİK KÖŞE
Mehmet Baransu - 16.05.2012
Güle güle Demirören...
SAĞLI SOLLU
Gürbüz Özaltınlı - 16.05.2012
Kültür savaşları
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 16.05.2012
Avrupa endişesi gittikçe artıyor
PARALEL HAYATLAR
Levent Yılmaz - 16.05.2012
Kültür popüler ise, demokrasi topaldır totemi
HÜR VE HESAPSIZ
Sedat Tunalı - 16.05.2012
Behzat Ç. göreve!
CADININ BOHÇASI
Esmeray - 16.05.2012
Terörist travesti...
ŞARZÖR
Ayça Şen - 16.05.2012
Güneş balçıkla sıvandı
SARHOŞ SAYDAMLIK
Solmaz Kamuran - 16.05.2012
Şarabın ve yazının gizemi
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

A. Esra Yalazan - "Genç, saf ve düşünceli romancıların itirafları..." başlıklı köşe yazısı
16.05.2012 19:45:58