1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 16 Mayıs 2012 Çarşamba 19:47
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
A. Esra Yalazan KAMERİYE 02.10.2011
A. Esra Yalazan
Huzursuz sevdalar ve André Maurois
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
A. Esra Yalazan - Huzursuz sevdalar ve André Maurois A. Esra Yalazan - Huzursuz sevdalar ve André Maurois A. Esra Yalazan - Huzursuz sevdalar ve André Maurois A. Esra Yalazan - Huzursuz sevdalar ve André Maurois A. Esra Yalazan - Huzursuz sevdalar ve André Maurois A. Esra Yalazan - Huzursuz sevdalar ve André Maurois A. Esra Yalazan - Huzursuz sevdalar ve André Maurois A. Esra Yalazan - Huzursuz sevdalar ve André Maurois
A. Esra Yalazan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Huzursuz sevdalar ve André Maurois

Vaktiyle hücrelerimizle, parmak uçlarımızın, saç diplerimizin sızısıyla sevdiğimize inandığınız birini nasıl oluyor da unutmuş, o acılar, tutkulu anlar, nefes kesici konuşmalar, yumuşak dokunuşlar hiç yaşanmamış gibi davranabiliyoruz? Ruhları birbirine dolanan uçurtma kuyrukları gibi yakın kılan merhamet yumağı nasıl öyle bir anda kırılıp toz gibi dağılıveriyor.

Bu aldatmacayı sadece hayata devam edebilme güdüsüyle açıklamak kolay lakin yalan olur. Öyle değil çünkü. Evlilik törenlerinde, loş yatak odalarında, tenha bahçelerde, eksik mektuplarda ‘söz verirken’, aslında kime sesleniyoruz? “Hep seni seveceğime ve başka kimseyi sevmeyeceğime” gibi tumturaklı, iddialı bir cümleyle yemin ederken ne türden bir güvenle içini dolduramayacağız resimler çiziyoruz? Dahası o yemin kimin için? Geleceğin tılsımlı hayaliyle, ortak geçmişe sadakat arasında ince bir köprü kurmalı belki. Sadık olunması gereken salt kişinin kendisi olduğunda, o köprü de bir daha hiç tamir edilemeyecek gibi çöküveriyor. O vakit sadece geçmişe değil kendimize de ihanet etmeye başlıyoruz. Ve yıkım tam da orada başlıyor korkarım.

 


İşi bitmiş çapkın bir yazar

“Tanrı insanı unutmaktan korusun” diyor büyük ozanlar. Ama unutmadan yaşabilmek mümkün mü? Bu yakıcı çelişkinin insanın değişken ruh halindeki karşılığını aynada kendisini seyrederek anlatan yazarlardan biri André Maurois. Bugünlerde bu köşede daha evvel ağırladığım yazarın, sahaflardan aldığım kitabıyla dolaşmamın sebebi elbette ismi değil. Sonbahar Gülleri, doğrusu iklimin ruhuna da pek uygun değil zaten. Romancının son kitabı olmasıyla ya da ihtiyar bir yazarın, geçmişini, artık çok da verimli olamayan edebî hayatını, kadınlarla ilişkisini, korkularını sorgulamasıyla paralellik kurulabilir belki ama şart değil bence.

Hafızamı uyandıran bu eski küçük kitabı karıştırıp durdum bütün hafta boyunca. Başlangıçların habercisi sonbahar, nedense bende bu defa yeniye hevesten ziyade ıssızlığın üzerine kapanan garip bir yalnızlık çatlağı yarattı. Hayatı koklayarak izleyen miskin bir kedi gibi mırıldanmak istiyorum sürekli. Evin muhtelif köşelerine yığdığım yeni kitaplara, keşfedilmeyi bekleyen yeni yazarlara, posta kutuma düşen kışkırtıcı davetlere, kıpırdayan şehre öyle bakakalıyorum. Zamanın kendisini yenileyen kadim ruhu da donmuş sanki.

Manavların önünden geçerken, buğulu incirleri, koyu kan rengi böğürtlenleri, düşüncesiyle bile iç kamaştıran vişneleri, mavi muşambalı tepsiler üzerine dizilmiş taze cevizleri hayranlıkla seyrediyorum ama almıyorum. Bir arkadaşım vişne likörü tarifi gönderdi, bir başkası da palamut buğulama. Yapmayacağımı biliyorum, mecalim yok; olsun ihtimali hoşuma gidiyor. İşte tam da bu yüzden bu yazı için topukları eprimiş eski çorapları, orası burası sökülen ev hırkamı giyip, eski bir kitapla meyus bir sohbete dalıyorum...

 


‘Kadınları çok sevmenin cezası...’

Yazarın neredeyse bütün romanlarında kadını biraz küçümseyen tavrı beni sinirlendiriyor ama sonra pırıltılı bir cümlesiyle ‘gerçekten tam da böyle oluyor’ diye kahkahalarla gülüyorum. Bu roman da onu dünyanın en meşhur romancıları arasına sokan ‘İklimler’ gibi esas itibarıyla kadınlar arasında bocalarken kendisine sadakatin ne olduğunu soran bir erkeğin hikâyesi. Yazar erkeklerin ‘sıkışmışlığını’, ironinin dinamik neşesine tutunarak ama mutsuzluğun hayatın temel prensibi olduğunu hatırlatarak anlatmayı seviyor.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer A. Esra Yalazan Makaleleri:
  1. Varoluş sancısı, vicdan ve A. Camus - 13.05.2012
  2. Aşkın kuytusunda tenha bir kadın; Clara Schumann - 06.05.2012
  3. Özür - 29.04.2012
  4. ‘Molière Efendi’, yasaklar ve Bulgakov - 22.04.2012
  5. Varlığın bütün yüzleri ve Şeyhmus Dağtekin - 15.04.2012
  6. Yoksulluğun devleri, ‘Fil’ ve Elio Vittorini - 08.04.2012
  7. Tam o an, ‘Saatler’ ve ‘Mrs. Dalloway’... - 01.04.2012
  8. ‘Mavi Uzaklar’dan Herman Hesse’ye mektup var... - 25.03.2012
  9. - - 18.03.2012
  10. Gezgin yazarlar ve erken bahar... - 11.03.2012
  11. Sevilenler, sevemeyenler ve Carson McCullers - 04.03.2012
  12. Aşkın çocukluğu ve Ana Maria Matute - 26.02.2012
  13. Sırların sesi ve Tayeb Salih - 19.02.2012
  14. Zweig’ın içinden çıkan Montaigne - 12.02.2012
  15. ‘Sur Kenti Hikâyeleri’, merhamet ve Ali Ayçil - 05.02.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Bir hükümeti kuramadılar
  Elektronik devleri TV için birleşecek
  Yapı Kredi hizmette ‘engel’ tanımıyor
  Avea, 800 engelliyi iş sahibi yapacak
  Ziraat’in ilk çeyrek kârı 658 milyon TL
  Her türlü çabayı göstermeliyiz
  İtalyan bankalarına Moody’s tırpanı
  İtalyan ve Yunan anarşist işbirliği
  Anlaşma demokrasi için tehdit
  Facebook hisse satış fiyatını yükseltti
  Daha sıkı kurallara ihtiyacımız var
  Büyüyen kriz çocukları da etkiliyor
  Avro Bölgesi ilk üç ay yerinde saydı
  İstanbul kira artışında liderliği elinde tutuyor
  Merkel ve Sarkozy tümüyle başarısız

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 16.05.2012
Pardayanlar
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 16.05.2012
Tertip için iki olasılık : (1) içerden provokasyon
BAKIŞ ACISI
Lale Kemal - 16.05.2012
Arınç sahip çıkıyor, medya nerede
AÇILIM
Emre Uslu - 16.05.2012
Bu da PKK’nın yeni stratejisi...
MEO VOTO
Mithat Sancar - 16.05.2012
Medeniyet kaybından toplumsal çözülmeye
SOLDUYU
Roni Margulies - 16.05.2012
Minibüsçüler, Atatürk ve AK Parti
TELESİYEJ
Telesiyej - 16.05.2012
Cem Özer çıktı meydane, sözleri birbirinden merdane!
GÜNDEM DIŞI
Bülent Şirin - 16.05.2012
Fanatizm değil, kimlik sorunu
KOZMİK KÖŞE
Mehmet Baransu - 16.05.2012
Güle güle Demirören...
SAĞLI SOLLU
Gürbüz Özaltınlı - 16.05.2012
Kültür savaşları
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 16.05.2012
Avrupa endişesi gittikçe artıyor
PARALEL HAYATLAR
Levent Yılmaz - 16.05.2012
Kültür popüler ise, demokrasi topaldır totemi
HÜR VE HESAPSIZ
Sedat Tunalı - 16.05.2012
Behzat Ç. göreve!
CADININ BOHÇASI
Esmeray - 16.05.2012
Terörist travesti...
ŞARZÖR
Ayça Şen - 16.05.2012
Güneş balçıkla sıvandı
SARHOŞ SAYDAMLIK
Solmaz Kamuran - 16.05.2012
Şarabın ve yazının gizemi
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

A. Esra Yalazan - "Huzursuz sevdalar ve André Maurois" başlıklı köşe yazısı
16.05.2012 19:47:10