1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 16 Mayıs 2012 Çarşamba 19:49
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
A. Esra Yalazan KAMERİYE 06.11.2011
A. Esra Yalazan
Kadını içerden konuşturan bir yazar: Hüsnü Arkan
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
A. Esra Yalazan - Kadını içerden konuşturan bir yazar: Hüsnü Arkan A. Esra Yalazan - Kadını içerden konuşturan bir yazar: Hüsnü Arkan A. Esra Yalazan - Kadını içerden konuşturan bir yazar: Hüsnü Arkan A. Esra Yalazan - Kadını içerden konuşturan bir yazar: Hüsnü Arkan A. Esra Yalazan - Kadını içerden konuşturan bir yazar: Hüsnü Arkan A. Esra Yalazan - Kadını içerden konuşturan bir yazar: Hüsnü Arkan A. Esra Yalazan - Kadını içerden konuşturan bir yazar: Hüsnü Arkan A. Esra Yalazan - Kadını içerden konuşturan bir yazar: Hüsnü Arkan
A. Esra Yalazan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Kadını içerden konuşturan bir yazar: Hüsnü Arkan

Ege’nin yazları pek sakin olmayan bir köyünde, akşamın alacalı renklerinden soyut bir tablo yapmaya çalışırken dinlemiştim o şarkıyı. Söyleyen adam tanıdıktı, onu yıllardır dinliyorduk ama bizi yazdığı sözlere aşina kılan başka türlü bir ruh iklimi vardı. “Eksik bir şey mi var hayatımda” sorusuyla dalıp gitmek, aileden birinden mektup almaya benziyordu. Sonra, Kalksam duraktan dolmuş gibi/ Arka koltukta unutulmuş gibi/ Terliklerimle gelsem sana/ Sonunda aşkı bulmuş gibi diyordu. Öyle kendiliğinden mırıldanıyordu sanki. Onu dinleyip hatırlarımda kaybolduğum gece yazdıklarım, tesadüfen ilk kitabımın ilk yazısı oldu. Şimdi o yazıya bakarken o günkü halimi de görüyorum. “Şarkıyı, denizin yarılmış incir rengi olduğu uysal saatlerde, sonunda ne olacağınıza, ne aradığınıza, ne bulacağınıza aldırmadan dinlerseniz, sonunda o ‘aşkı’ bulmuş gibi hissedersiniz” yazmışım. Kim bilir neler düşünüyordum, içim dalgalanıyor muydu, hayallerim beni sağlam mı tutuyordu yoksa şarkıyı yazlık sinemadan ayaklarını sürüyerek dönen tasasız bir çocuk gibi mi dinliyordum, bilmiyorum. Ters dönmüş tek bir terliğe bakıp kendim için üzülmüş müydüm? Ne tuhaf, yazının zaman katmanları içinde yazanı kendine yabancılaştırarak değiştirmesini seviyorum.

İlk romanından beri dilinin yumuşak tınısını, sözcüklerinin ahenkli buluşmasını önemsediğim için kıpırtılı bir merakla takip ettiğim Hüsnü Arkan, beni yine uzun bir ‘iç yolculuğa’ çıkardı. O yolda çocuk olma fırsatını sonsuza kadar kaçırmış arkadaşlarımın iç çekişlerini duydum. İnanmadıklarının gölgesinde sırf öyle icap ettiği için öyle yaşayan ihtiyarları gördüm. Hayatını değiştirmekten ürküp ‘konforunun’ berbat sıkıntısına katlanmak zorunda kalan adamları teselli ettim. Bu ülkenin ‘iyileşeceğine’ samimiyetle inandığı için kendinden hiç düşünmeden vazgeçenlerle sohbet ettim. Derin hayalkırıklığının ortasında sahici olmayı beceren, hiç vazgeçmeyen, bir kadının ‘eksik aşk’ hikâyesiyle uyanıp gözlerimi dünyaya yeniden kocaman açtım. Başka bir kadına hayatına istediği gibi sahip çıkamadığı için kızdım. Ama bütün bunların ötesinde aynamda gençliğimin hatalarıyla yüzleştim. Uzun uzun çocukluğumun solgun yüzüne baktım. Biraz oyalandım oralarda. Çoktandır çekmecelerde kuru yapraklar misali çıtırdayan sepya aile fotoğraflarımda gezindim. Pişmanlıklarımı şefkatle okşadım. Tanrı’nın unuttuğunu sandığımız hikâyeleri, yazarların sezgileriyle kabaran anlatma coşkusuyla anlatmasına bir kez daha hayran oldum.

 


Toprak kokan bahçelerde...

Hüsnü Arkan’ın son romanı Mino’nun Siyah Gülü’nde, farklı zamanların içinden süzülen hikâyeleri, birbirlerine dolanan kaderlerle ustalıkla buluşturmuş. 60’lı yıllarda bir kasabada başlayan ‘yasak bir aşkın’ heyecanı ve burukluğuyla Ege’nin benzersiz coğrafyasında dolaştırdığı okura, 12 Eylül sonrasının karanlık atmosferini de en çıplak ve acımasız haliyle gösteriyor. Doğrusu kahramanlarının eksik kalan hikâyelerinden ziyade, kadınlara muhteşem bir ‘iç ses’ hediye edebilen üslubu çarptı bu defa beni. En çok bu romanını sevdim. Hikâyeleri, acılaşan duygu kırılmalarına, buğulu atmosferine, çaresizliğine rağmen şafak vakti aydınlık bir avluya çıkan insanın huzuruyla kuşatıyor. Yazarın berrak, sinematografik, sadeliğiyle büyüleyen anlatımıyla kendinizi bir bağ evinin bahçesinde buluyorsunuz mesela.

Hikâyenin anlatıcılarından Zehra, yıllar sonra döndüğü evde beş yaşındaki fotoğrafını görüyor. “Kahvaltı masasının üzerinde leylaklar açmış. Halam kollarını göğsünde birleştirmiş. Kameraya bakmıyor, başka yere bakıyor.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer A. Esra Yalazan Makaleleri:
  1. Varoluş sancısı, vicdan ve A. Camus - 13.05.2012
  2. Aşkın kuytusunda tenha bir kadın; Clara Schumann - 06.05.2012
  3. Özür - 29.04.2012
  4. ‘Molière Efendi’, yasaklar ve Bulgakov - 22.04.2012
  5. Varlığın bütün yüzleri ve Şeyhmus Dağtekin - 15.04.2012
  6. Yoksulluğun devleri, ‘Fil’ ve Elio Vittorini - 08.04.2012
  7. Tam o an, ‘Saatler’ ve ‘Mrs. Dalloway’... - 01.04.2012
  8. ‘Mavi Uzaklar’dan Herman Hesse’ye mektup var... - 25.03.2012
  9. - - 18.03.2012
  10. Gezgin yazarlar ve erken bahar... - 11.03.2012
  11. Sevilenler, sevemeyenler ve Carson McCullers - 04.03.2012
  12. Aşkın çocukluğu ve Ana Maria Matute - 26.02.2012
  13. Sırların sesi ve Tayeb Salih - 19.02.2012
  14. Zweig’ın içinden çıkan Montaigne - 12.02.2012
  15. ‘Sur Kenti Hikâyeleri’, merhamet ve Ali Ayçil - 05.02.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Bir hükümeti kuramadılar
  Elektronik devleri TV için birleşecek
  Yapı Kredi hizmette ‘engel’ tanımıyor
  Avea, 800 engelliyi iş sahibi yapacak
  Ziraat’in ilk çeyrek kârı 658 milyon TL
  Her türlü çabayı göstermeliyiz
  İtalyan bankalarına Moody’s tırpanı
  İtalyan ve Yunan anarşist işbirliği
  Anlaşma demokrasi için tehdit
  Facebook hisse satış fiyatını yükseltti
  Daha sıkı kurallara ihtiyacımız var
  Büyüyen kriz çocukları da etkiliyor
  Avro Bölgesi ilk üç ay yerinde saydı
  İstanbul kira artışında liderliği elinde tutuyor
  Merkel ve Sarkozy tümüyle başarısız

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 16.05.2012
Pardayanlar
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 16.05.2012
Tertip için iki olasılık : (1) içerden provokasyon
BAKIŞ ACISI
Lale Kemal - 16.05.2012
Arınç sahip çıkıyor, medya nerede
AÇILIM
Emre Uslu - 16.05.2012
Bu da PKK’nın yeni stratejisi...
MEO VOTO
Mithat Sancar - 16.05.2012
Medeniyet kaybından toplumsal çözülmeye
SOLDUYU
Roni Margulies - 16.05.2012
Minibüsçüler, Atatürk ve AK Parti
TELESİYEJ
Telesiyej - 16.05.2012
Cem Özer çıktı meydane, sözleri birbirinden merdane!
GÜNDEM DIŞI
Bülent Şirin - 16.05.2012
Fanatizm değil, kimlik sorunu
KOZMİK KÖŞE
Mehmet Baransu - 16.05.2012
Güle güle Demirören...
SAĞLI SOLLU
Gürbüz Özaltınlı - 16.05.2012
Kültür savaşları
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 16.05.2012
Avrupa endişesi gittikçe artıyor
PARALEL HAYATLAR
Levent Yılmaz - 16.05.2012
Kültür popüler ise, demokrasi topaldır totemi
HÜR VE HESAPSIZ
Sedat Tunalı - 16.05.2012
Behzat Ç. göreve!
CADININ BOHÇASI
Esmeray - 16.05.2012
Terörist travesti...
ŞARZÖR
Ayça Şen - 16.05.2012
Güneş balçıkla sıvandı
SARHOŞ SAYDAMLIK
Solmaz Kamuran - 16.05.2012
Şarabın ve yazının gizemi
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

A. Esra Yalazan - "Kadını içerden konuşturan bir yazar: Hüsnü Arkan " başlıklı köşe yazısı
16.05.2012 19:49:14