1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 16 Mayıs 2012 Çarşamba 19:55
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
A. Esra Yalazan KAMERİYE 05.02.2012
A. Esra Yalazan
‘Sur Kenti Hikâyeleri’, merhamet ve Ali Ayçil
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
A. Esra Yalazan - ‘Sur Kenti Hikâyeleri’, merhamet ve Ali Ayçil A. Esra Yalazan - ‘Sur Kenti Hikâyeleri’, merhamet ve Ali Ayçil A. Esra Yalazan - ‘Sur Kenti Hikâyeleri’, merhamet ve Ali Ayçil A. Esra Yalazan - ‘Sur Kenti Hikâyeleri’, merhamet ve Ali Ayçil A. Esra Yalazan - ‘Sur Kenti Hikâyeleri’, merhamet ve Ali Ayçil A. Esra Yalazan - ‘Sur Kenti Hikâyeleri’, merhamet ve Ali Ayçil A. Esra Yalazan - ‘Sur Kenti Hikâyeleri’, merhamet ve Ali Ayçil A. Esra Yalazan - ‘Sur Kenti Hikâyeleri’, merhamet ve Ali Ayçil
A. Esra Yalazan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
‘Sur Kenti Hikâyeleri’, merhamet ve Ali Ayçil

Gidecek hiç bir yerim, yazacak tek bir cümlem kalmamış gibi mi durdum, hatırlamıyorum. Durdukça içime doğru açılan koridorlara başımı uzatıp uğultulu kar sessizliğini dinledim. Ne kadar sürdüğünü bilmediğim suskunluğumun derinliğini konuşmaya başlayınca gördüm. Evin sükûnetine inat şımarık çocuklar gibi ters dönen gevşek ev çoraplarımla çatlak ahşabın üzerinde salınırken, canlı meşelerin yaralı hayvan gibi inleyen seslerini işittim. Fırtınada Boğaz’ın zümrüt yeşili sularından kaçıp penceremin önüne sığınan deniz kuşlarının gerçekle hayal arasındaki sınırları silen hikâyelerini dinledim sonra. Akşamüstleri inci pembesine dönen gök kubbenin yumuşaklığına kalple dokunmak aklı büsbütün unutturdu. Hafızam da fırtınayla savrulan kopuk kuş tüylerine karışarak uçup gitti sanki.

Meleklerin ipeksi sicimlerle dans ettirdiği kar tanelerine, sonsuza dek tango çalan radyonun asi sesi eşlik etti günlerce. Kederinin tortusu dibine çökmüş o buruk ezgiler mi yoksa Tanrı’nın kâinatı masumiyetin beyazına büründürmesi mi beni hayatın katı gerçekliğinden uzaklaştırdı tam bilmiyorum. Mucizesini arayan bir seyyah misali başkalarının düşlerinde kaybolmayı istedim sadece. Böyle zamanlarda koskoca insanlar bile kartoplarıyla yuvarlanan iyimser telaşlarıyla Andersen’in masallarındaki cüceler gibi zıplamak ister. İstemezler mi yoksa? Bembeyaz çıtırdayan kristal tozlu sokaklarda, kuşların bacaklarını açmış çöp adama benzeyen minik adım izlerini takip ettiklerinde şiirin kuytusuna sığınmazlar mı? Gün ortasında eski bir sevgiliyi hatırlatmak ister gibi burun sızlatan mısralarla dertleşmek, kış nergislerinin odayı dolduran rayihasıyla gevşemek insana kendini, bu dünyanın fenalığını unutturamazsa başka ne unutturabilir ki?

 


“Sevdiğim adamın kim olduğunu açıklama”

Bazen öyle olur; kısık ateşte unutulan çaydanlığın tıkırtısıyla hiç olmamış, olmayacak birisini özlemek şaşırtıcı bir dinginlikle sağaltır insanı. Yokluğun varlıktan, yeknesak olanın lüzumsuz kıpırtıdan, görünmeyenin “çıplaklıktan”, susmanın sormaktan daha içeriden dokunacağını ta kirpiklerinizin dibine kadar hissedersiniz. Kâinatı dantelden bir masa örtüsü gibi örten kar hafızamızın kıvılcımlarını da dindirir. Varlığımızın özü, büyüdüğümüzü, sonsuz yalnızlığımızı unutturacak eşyayı, hayali sevmek ve böylece kendinden çok uzaklara çekip gitmek ister. İşte böyle zamanlara biraz içlenerek ama hüznü de kovarak bakarız etrafımıza. Müphem bir hayat tasavvuruyla oyalanmak isteriz. Uçmayı unutan kuşlar misali korkarız biraz. Ne istediğimizi değilse de ne istemediğimizi sezeriz çünkü.

Karın merhametini bahane ederek evde gönüllü mahsur kaldığım o iki gün boyunca okuma, yazma, çalışma hatta konuşma vazifelerimi bir kenara itip öylece durmak istedim. Yayıncı dostumun, “Güz cücüğü müsün sen, çıksana sokaklara” diyerek dalga geçmesine, çocuk arkadaşlarımın “kardan adam” çağrılarına aldırmadan şiir kitaplarımı karıştırdım biraz. Fal açtım onlardan kendime sonra hepsini birer birer kapadım usulca. Yazı kardeşi aradım gizli mahpushanemde. Beni yormayacak, fazla üzmeyecek, az gülümsetecek, biraz düşündürecek, masalların kapısından bilgeliği tevazula kuşatan bir edayla buyur edecek “dost” bir yazar. Doğrusu pek kolay değildi istediğim ama sonunda kitap yığının arasından çektim çıkardım onu.


Sur Kenti Hikâyeleri
’ni daha evvel biraz karıştırıp Sakine’nin hikâyesini okumuştum ama esas itibarıyla derdiyle, dermanıyla, sesiyle, kendi içine doğru çekilen dünyasıyla tanışmayı epey erteledim. Kısmet o güneymiş. Kadim bir kültürle yoğrulmuş düşsel bir kentin içinde salınarak gezinmek hayata bakışımı diriltti.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer A. Esra Yalazan Makaleleri:
  1. Varoluş sancısı, vicdan ve A. Camus - 13.05.2012
  2. Aşkın kuytusunda tenha bir kadın; Clara Schumann - 06.05.2012
  3. Özür - 29.04.2012
  4. ‘Molière Efendi’, yasaklar ve Bulgakov - 22.04.2012
  5. Varlığın bütün yüzleri ve Şeyhmus Dağtekin - 15.04.2012
  6. Yoksulluğun devleri, ‘Fil’ ve Elio Vittorini - 08.04.2012
  7. Tam o an, ‘Saatler’ ve ‘Mrs. Dalloway’... - 01.04.2012
  8. ‘Mavi Uzaklar’dan Herman Hesse’ye mektup var... - 25.03.2012
  9. - - 18.03.2012
  10. Gezgin yazarlar ve erken bahar... - 11.03.2012
  11. Sevilenler, sevemeyenler ve Carson McCullers - 04.03.2012
  12. Aşkın çocukluğu ve Ana Maria Matute - 26.02.2012
  13. Sırların sesi ve Tayeb Salih - 19.02.2012
  14. Zweig’ın içinden çıkan Montaigne - 12.02.2012
  15. ‘Sur Kenti Hikâyeleri’, merhamet ve Ali Ayçil - 05.02.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Bir hükümeti kuramadılar
  Elektronik devleri TV için birleşecek
  Yapı Kredi hizmette ‘engel’ tanımıyor
  Avea, 800 engelliyi iş sahibi yapacak
  Ziraat’in ilk çeyrek kârı 658 milyon TL
  Her türlü çabayı göstermeliyiz
  İtalyan bankalarına Moody’s tırpanı
  İtalyan ve Yunan anarşist işbirliği
  Anlaşma demokrasi için tehdit
  Facebook hisse satış fiyatını yükseltti
  Daha sıkı kurallara ihtiyacımız var
  Büyüyen kriz çocukları da etkiliyor
  Avro Bölgesi ilk üç ay yerinde saydı
  İstanbul kira artışında liderliği elinde tutuyor
  Merkel ve Sarkozy tümüyle başarısız

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 16.05.2012
Pardayanlar
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 16.05.2012
Tertip için iki olasılık : (1) içerden provokasyon
BAKIŞ ACISI
Lale Kemal - 16.05.2012
Arınç sahip çıkıyor, medya nerede
AÇILIM
Emre Uslu - 16.05.2012
Bu da PKK’nın yeni stratejisi...
MEO VOTO
Mithat Sancar - 16.05.2012
Medeniyet kaybından toplumsal çözülmeye
SOLDUYU
Roni Margulies - 16.05.2012
Minibüsçüler, Atatürk ve AK Parti
TELESİYEJ
Telesiyej - 16.05.2012
Cem Özer çıktı meydane, sözleri birbirinden merdane!
GÜNDEM DIŞI
Bülent Şirin - 16.05.2012
Fanatizm değil, kimlik sorunu
KOZMİK KÖŞE
Mehmet Baransu - 16.05.2012
Güle güle Demirören...
SAĞLI SOLLU
Gürbüz Özaltınlı - 16.05.2012
Kültür savaşları
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 16.05.2012
Avrupa endişesi gittikçe artıyor
PARALEL HAYATLAR
Levent Yılmaz - 16.05.2012
Kültür popüler ise, demokrasi topaldır totemi
HÜR VE HESAPSIZ
Sedat Tunalı - 16.05.2012
Behzat Ç. göreve!
CADININ BOHÇASI
Esmeray - 16.05.2012
Terörist travesti...
ŞARZÖR
Ayça Şen - 16.05.2012
Güneş balçıkla sıvandı
SARHOŞ SAYDAMLIK
Solmaz Kamuran - 16.05.2012
Şarabın ve yazının gizemi
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

A. Esra Yalazan - "‘Sur Kenti Hikâyeleri’, merhamet ve Ali Ayçil" başlıklı köşe yazısı
16.05.2012 19:55:24