Bizim ordunun komuta kademesinde suça bulaşmamış birini bulmak çok zor olacak galiba. Çeşitli darbeler, lahikalar, fişlemeler, bombalama hazırlıkları derken cumhurbaşkanlığı seçimlerine de müdahale ettiklerinin belgesi Zaman gazetesinde yayımlandı.
Şimdi o işin devamı geliyor, o 367 rezilliğinin arkasında oynanan oyunları, kurulan kumpasları, ittifakları birer birer görüyoruz.
12 Eylül rejimini, küçük bir kadronun ülkeyi yönetmesi amacıyla biçimlendirdikleri, bu rejimin kilit noktasına da Çankaya’yı yerleştirdikleri için oraya “halk iradesinin” seçtiği birinin gelme ihtimali onları çılgına çevirmişti.
“Eşinin başı örtülü” lafını büyük bir suçtan, büyük bir günahtan bahseder gibi söylüyorlardı.
Dinden mi, dindarlıktan mı yoksa bizzat halkın kendisinden mi nefret ettikleri anlaşılamıyordu.
En mükemmel insan türü olarak kendilerini görüyorlar, kendilerine benzemeyenleri “düşman” sayıyorlardı.
Bugün bizim manşetteki haberde de göreceğiniz gibi Süleyman Demirel de aralarına karışmış, o sırada Meclis’te grubu olan Mehmet Ağar’a, cumhurbaşkanlığı seçimini engellemesi için talimatlar vermiş.
Yanlış kurulmuş bir cumhuriyetin bütün çirkinliklerini gördük biz o dönemde.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaptıkları, değişime hazır olan bir toplumun kilidini açtı ve 22 temmuzda çok sert bir tokat yediler.
Şu anda Türkiye iki önemli işi birarada yapıyor.
Bir yandan geçmişin suçlarıyla hesaplaşıp suçluları birer birer ortaya çıkartıyor, bir yandan da yeni bir yapının temelini atmaya çalışıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.