Türkiye siyasetinde “kasetler” fırtınası yaşanıyor.
Birileri, gizlice insanların evlerine, ofislerine, belki garsoniyerlerine sızıp kamera yerleştiriyor, onların sevişmelerini çekiyor sonra da siyaset açısından en “uygun” zamanda bu kasetleri yayınlıyor.
Bizde politika hiçbir zaman “üst düzey” bir iş olmadı ama bu derece sefilleşip iğrençleştiğine de pek tanık olmadık.
Deniz Baykal’ın kasetleri alçakça servis edildiğinde Başbakan Erdoğan, kendisine pek yakışan şövalyece bir yaklaşımla “Biz bunu siyasette kullanmayacağız” demişti.
Ama seçim yaklaşınca bu konudaki tavrını değiştirdi.
Ve, yeni bir “özel hayat” tarifi koydu ortaya.
Dedi ki, “O kasetler özel hayata ait değil”.
Niye değil?
“Çünkü o kasetler eşiyle ilişkisini göstermiyor, eşinden başkasıyla ilişkisini gösteriyor. Bu nedenle onlar özel değil, geneldir.”
Bu sözlerin benim anladığım tercümesi şu:
“Eşinden başkasıyla sevişen politikacıların gizlice kasetleri çekilip yayınlanabilir, bu, onların özel hayatına saldırı olmaz.”
Başbakan’a göre “özel hayat” sadece insanların “eşleriyle” olan hayatlarıdır.
Bu anlayış, “ahlakı” korumak adına “ahlakı” çökertmek anlamına gelir.
Eğer, “eşinden başkasıyla birlikte olanın” ahlakını kürsülerde sorgulayıp da, o insanın sevişmelerini gizlice kasetlere kayıt edenlerin ahlakını sorgulamazsan şantajı meşrulaştırırsın.
Yazının devamını okumak için tıklayın.