Başbakan Erdoğan’ın konuşmalarını dinliyorum her gün.
Yaptığı ve yapacağı hizmetleri anlatıyor.
Allah’ı var, iyi de anlatıyor.
Kurulacak şehirler, hastaneler, yollar, havaalanları, hızlı trenler, okullar, burslar...
Hele vaatlerinden bir tanesi var ki bayılıyorum.
Okul çocuklarına “e-kitap” dağıtacak, çıkartıp gösteriyor da, kitaba, çantaya gerek yok, koca kütüphaneyi öğrenciler o minik aletin içinde taşıyacak.
“Bizim çocuklarımız niye diğer ülkelerdeki çocukların yararlandığı imkânlardan yararlanmasınlar” diyor, çok doğru bir soru ve çok doğru bir hedef bence.
Eğer Türkiye’nin, Erdoğan’ın konuşmalarında değinmekten özenle kaçındığı büyük rejim sorunları olmasa bir an duraksamaz “yaşasın AKP” diyenlerin arasına katılırdım.
Ama Kürt sorununda geri adım atması, Alevilerin haklarına değinmemesi, Avrupa yolunda ayak sürümesi, başörtülü kadınların “kamusal alan” denen alanın her yanında görünme hakkına sahip olduğunu görmezden gelmesi, “Başkanlık” gibi muğlâk bir konuyu gündeme getirmesi, Sayıştay Yasası’nda olduğu gibi askerî vesayete göz kırpan uygulamaları, kaset meselesinde olduğu gibi “kendi ahlakını ve hayat tarzını” tek ahlak anlayışı ve tek hayat tarzı olarak ortaya koyup kendisine benzemeyenleri alabildiğine suçlaması, internette “sansüre” dönebilecek uygulamalara karşı çıkmaması, benim bu seçimlerde herhangi bir partiyi büyük bir iştiyakla desteklememe engel oluyor.
Hâlbuki Ergenekon’la iç içe geçen ve partiyi Demirel tayfasına teslim edeceği yolunda ciddi kuşkular yaratan CHP’ye karşı AKP’yi destekleyebilmeyi çok isterdim.
Yazının devamını okumak için tıklayın.