Geçen gün Yıldıray Oğur, AKP’nin çeşitli konularda attığı bunca demokratik ve cesur adıma rağmen hâlâ bu iktidarı desteklemekten, onun yaptığı “ilerici” hamleleri alkışlamaktan kaçınan ama CHP’nin en küçük jestlerinden bile bir ümit yaratmaya çalışan “solcuları” eleştiren muhteşem bir yazı yazdı.
Yazısını ve analizlerindeki hakkaniyeti hayranlıkla okudum.
Sanırım bir tek “sözcükte” Oğur’un analizlerine itirazım var.
AKP’nin değişimini ve başarılarını görmeyip sürekli CHP’den bir şeyler bekleyenlerin “solcular” olduğu görüşünün tam gerçeğe oturmadığını düşünüyorum.
Marksist kökenden gelen gerçek solcuların çoğu AKP’nin demokratik adımlarını destekliyor.
AKP’ye kuşkuyla bakıp, CHP’den “bir şeyler yapmasını” bekleyenler “solcular” değil; bu beklentiyi besleyenler, karmaşık, kozmopolit, özgür “şehirli” yaşamın “taşralı” bir baskı altına alınacağından endişelenen ve şehrin özgürlüğünü rahatça kullanarak “şehirli bir hayat süren şehirliler”.
Ve, AKP’yi destekleyen “solcuların”, harcında “şehirlilik” bulunanları da, bütün desteklerine rağmen bazı olaylar karşısında “solcu olmayan şehirlilerin” yaşadığı irkilmeyi yaşıyorlar.
Bunu, çok yeni ve çok açık bir örnekle anlatmak mümkün.
Ankara’da polis, bir baro başkanının da eşiyle birlikte yemek yiyebildiği bir lokantayı bastı ve çocuklarıyla birlikte o lokantaya gelenlerin kimliklerini aldı, tutanaklar tuttu, orada yemek yiyen insanları huzursuz etti.
Orası bir pavyon, bir meyhane, berduş yatağı bir keşhane değildi.
Dünyanın her yanında “şehirlilerin” çocuklarıyla birlikte gittikleri, içki de içilen bir lokantaydı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.