Alevilerden mektuplar alıyorum.
Bazıları, tam bir Alevi’ye yakıştığı gibi fevkalade hoşgörülü, kibar, aynı fikirde olmasa bile bunu dostane bir şekilde anlatıyor.
Bazıları ise inanılmaz bir öfke ve daha da şaşırtıcısı küfürlerle dolu.
Böyle küfürlü mektuplar yazan Alevilerin en kızdığı konu, “özgürlükleri parçalamadan, herkesin bütün özgürlüklere ortaklaşa sahip çıkmasını” öneren yazılar.
Başörtüsü serbestliğinden nefret ediyorlar.
AKP, Anayasa Mahkemesi’nin hedefi olduğunda bu partinin hukuksal haklarını savunmaya çalışmamız da onları kızdırıyor.
Arada bir bazı Alevi yazarların bizim hakkımızda yazdığı yazıları da getirip gösteriyorlar.
Üslupları inanılmaz derecede düzeysiz.
Aleviliğin neredeyse bütün felsefesini “hoşgörü” üzerine oturttuğunu düşünürseniz, bu garip üslup, Alevilerin arasında onların “inançlarını” bile bazen geri planda bırakabilen bir öfkenin yaygınlaştığını gösteriyor.
Niye bu kadar öfkeliler?
Ciddi sıkıntıları ve korkuları var çünkü.
Sanırım öncelikle çocuklarının okullarda “Sünnileştirilmesinden”, bir anlamda “dinsel bir asimilasyona” tâbi tutulmasından rahatsızlar.
İnançlarına ve kültürlerine saygı gösterilmesini istiyorlar.
Kim istemez?
Bence bu konuda çok haklılar.
Sünniler, çocuklarının başka bir mezhebin ya da dinin etkisine sokulmasından hoşlanır mı?
Hoşlanmaz.
Alevilerin kendi aralarındaki tartışmalardan anlayabildiğim kadarıyla bazı Aleviler, Aleviliğin ayrı bir din olduğunu, bazıları da Müslümanlığın bir mezhebi olduğunu savunuyor.
İster ayrı bir din olarak görsünler, ister ayrı bir mezhep, neticede onların farklı bir ibadet biçimi, farklı bir kültürü, farklı bir görüşü var, buna karışmaya da kimsenin hakkı yok.
Yazının devamını okumak için tıklayın.