Bütün bu saçmalıkların ortasında en iyi haber elbette BDP’nin Meclis’e dönme kararı oldu.
Bu Meclis yeni anayasayı hazırlayacak.
BDP’ye de bu yeni anayasanın oluşturulmasında önemli görevler düşecek.
Kürt halkının haklarının bu anayasada yer alması, eşitliğin Cumhuriyet’in kurulmasından bilmem kaç yıl sonra nihayet sağlanması sadece Kürtler için değil bütün toplum için çok büyük ve çok olumlu bir gelişme olacak.
Böyle bir anayasa, “kendini efendi sananlar” da dâhil herkesi bir eşitsizliğin esiri olmaktan kurtaracak.
Yaşadığımız bu topraklardaki hukuksuzluğu, askerî vesayeti, devlet çetelerini hep “bu eşitsizliğin” üzerine bina etti “egemen güçler”, özellikle Türkleri büyük bir propaganda sağanağından geçirip kalabalıkları “aslolan eşitsizliktir, bu eşitsizliği sürdürmek için her şey mubahtır” anlayışına inandırmaya uğraştılar, epeyce insanı da ikna ettiler.
Türklerin çoğunluğu gerçekten de “aslolanın eşitsizlik olduğuna” inandı.
Hatta zaman içinde “eşitsizliği” öylesine doğal bir şekilde kabul ettiler ki o “eşitsizlik” onlar için “görünmez” hale geldi.
Rahatça “nerede eşit değiliz, her yerde eşitiz” bile diyebildiler.
Her yere “Ne mutlu Türküm diyene” diye yazmakta bir beis görmediler.
Kürt çocuklarının varlıklarını “Türk varlığına armağan” etmesini istediler.
Her Kürdün Kürtlüğünü inkâr ederek “Ben Türküm” demesini istemeyi olağan buldular.
Yazının devamını okumak için tıklayın.