Daha önce, hayata geçirilemeyen bir anayasa hazırlayan komitenin başkanlığını yapmış olan Profesör Ergun Özbudun, Neşe Düzel’le yaptığı konuşmada, “bu yöntemle yeni anayasanın hazırlanamayacağını” söyledi.
Çok akla yakın ve ikna edici bir nedeni var bu hükmün.
Birbirine taban tabana zıt dört partinin temsilcileri, yeni anayasayı “tam mutabakatla” hazırlamaya karar verdiler.
Aralarından biri bile herhangi bir maddeye itiraz etse anayasa çıkamıyor.
Bu dört partinin, anayasanın “değiştirilmeyen” maddeleri ya da “yurttaşlık” tarifi gibi hayati konularda anlaşmalarının mümkün olmadığını biliyoruz.
O zaman bu anayasa için gerekli “tam mutabakat” nasıl hayata geçecek?
Gerçi dün görüşlerine başvurduğumuz siyasetçilerle anayasacılar, bu “paradigmanın” yürümemesi halinde başka yöntemler bulacaklarını ve anayasanın mutlaka çıkacağını söylüyorlar.
Öyleyse neden işe, yürümeyeceğini herkesin bildiği bir yöntemle başlıyoruz?
Neden zaman kaybedeceğiz?
Biliyorsunuz AKP bu anayasa meselesinde “sabıkalı” bir parti.
2007’de de “anayasayı değiştirme” vaadiyle iktidara gelmiş ve herkesin özgürlüğünü birarada sağlayacak bir anayasayı Profesör Özbudun’la arkadaşlarına hazırlattıktan sonra bu anayasayı hayata geçirmek yerine “başörtüsü özgürlüğünü” sağlayan bir yasaya abanmış, o zamanki asker ve yargı vesayetinin ortaklaşa karşı çıkması üzerine de hem başörtüsü yasası, hem de yeni anayasa rafa kalkmıştı.
O günlerde, anayasaya ve herkesin ortak özgürlüğüne öncelik vermesini, başörtüsü sorununu da bu ortak çerçevenin içinde çözmesini önerenleri dinlememişti.
Yazının devamını okumak için tıklayın.