Olayların hızı ve karmaşası arasında çok önemli bir gelişme gerektiği ilgiyi göremeden gündemden kayboldu.
Abdullah Öcalan, kendisini ziyarete gelen kardeşiyle görüşmeyi reddetti.
Üstelik de kardeşini “buyurun gelin, ağabeyinizle görüşün” diye hapishane yetkilileri davet etmişti.
Hepimiz biliyoruz ki Apo en zor zamanlarda bile konuşmaktan, talimatlar vermekten, açıklamalar yapmaktan çekinmemiş biri.
Devletin tecridi kaldırıp kendisine konuşma imkânı verdiğinde Apo neden konuşmadı peki?
Devletten korkmadığı ya da çekinmediği açık.
Onu konuşmaktan vazgeçmeye zorlayan neden belli ki devlet değil.
Ne peki?
Sanırım bunun iki nedeni bulunuyor.
Birincisi, Silvan baskınından önce, “durun, büyük bir anlaşma yapmak üzereyiz” demesine rağmen harekete geçen ve onun talimatını dinlemeyen PKK yönetiminin şimdi herhangi bir talimatını dinleyip dinlemeyeceğinden emin olmaması.
Bir kere daha aynı duruma düşmek istememesi.
Kendini, emirleri dinlenmeyen bir lider konumuna düşürmekten kaçınması.
İkinci neden ise bizzat kendi örgütü tarafından bir çapraza sokulmak istenmesine karşı çıkması.
PKK yönetimi, Silvan baskınından önce Apo’nun talimatını dinlemedi, anlaşılamaz bir nedenle savaşı hızlandırdı.
Apo’nun, “devrimci halk ayaklanmasına gerek yok” demesine rağmen bir halk ayaklanması çıkartabileceğine inanarak harekete geçti.
Sonuç PKK yönetiminin öngördüğü gibi olmadı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.