Geçen gün
Hürriyet’in Genel Yayın Müdürü Ertuğrul Özkök çok ilginç bir yazı yazdı.
Apo’nun da barış sürecinde yer alabileceğini söyledi.
Bilmiyorum Özkök’e haksızlık mı ediyorum ama ben
Hürriyet’te çıkan bu tür yazıları, “devletin içindeki hazırlıkların” ön habercisi gibi görürüm.
Oluşmuş ya da oluşmakta olan bazı hazırlıklara kamuoyunu hazırlamak için yazıldığını düşünürüm.
Özkök’ün kendi fikriyse de, devlet “ricasıyla” yazılmışsa da sonuç değişmez, bence bu olumlu ve ileri bir adım.
Bu yazı yayınlanmadan birkaç gün önce de aynı derecede ilginç bir habere rastlamıştım.
İmralı’ya 12 hücre daha ekleneceğini bildiriyordu.
Yani Apo’nun yanına on iki arkadaşı daha getirilecekti.
Bu ikisini birlikte değerlendirince bir şeylerin değişmekte olduğu fikri daha kuvvetleniyor.
Apo ismi, tanrı Janus gibi iki tarafı, iki ayrı görüntüsü olan bir isim.
Türklerin çoğu bu ismi nefretle anıyor.
Hatta gazetelerin bir kısmı onun isminin önüne “terörist başı” ya da “bebek katili” gibi sıfatlar ekliyor.
Kürtler içinse bu isim neredeyse kutsal bir anlam taşıyor.
Apo, Kürt sorununun bu ülkede somut bir şekilde konuşulmasını sağlayan bir lider onlar için.
Günümüzdeki Kürt kimliğinin ayrılmaz bir parçası.
Hatta PKK’lılar ondan Apo ya da Öcalan diye değil, “önderlik” diye söz ediyorlar.
Neredeyse mistik bir etkisi var onun sıfatının.
Bir iki ay önce Güney Afrika’nın zenci lideri Nelson Mandela’yla ilgili bir film seyretmiştim.
Yazının devamını okumak için tıklayın.