1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:32
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 15.04.2009
Ahmet Altan
Asıl sorun
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Asıl sorun Ahmet Altan - Asıl sorun Ahmet Altan - Asıl sorun Ahmet Altan - Asıl sorun Ahmet Altan - Asıl sorun Ahmet Altan - Asıl sorun Ahmet Altan - Asıl sorun Ahmet Altan - Asıl sorun
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’u canlı yayında izledim.


Konuşması çelişkilerle doluydu ama bence asıl sorun o değil.


Asıl sorun, bir genelkurmay başkanının konuşmasının bilmem kaç televizyon tarafından canlı olarak yayınlandığı bir ülke olmamız.


Bizim bilinçaltımız temelinden çarpılmış.


Çok doğal geliyor bize Genelkurmay Başkanı’nın her konuda bir “başöğretmen” edasıyla konuşması ve bu konuşmanın böyle yayınlanması.


Hangi gelişmiş ülkede böyle bir sahneye rastladınız?


Hiçbir ülkede.


Biliyorum, “bizim özel koşullarımız var” diyecekler.


Zaten de sorun o işte, “özel koşullarımız” olması ve cumhuriyet tarihi boyunca bu koşulların hiç değişmeden sürmesi.


Asıl can alıcı soru da bu:


“Niye bizim özel koşullarımız var?”


“Kürt meselesi” derseniz, Britanya’yı, İspanya’yı hatırlamanız gerekir.


Oralarda İrlanda ve Bask sorunları vardı, genelkurmay başkanlarının konuşmaları her yıl böyle televizyonlardan yayınlanıyor muydu?


Hayır.


Bizim, evet, “özel koşullarımız” bulunuyor, daha doğrusu bir tane “özel koşulumuz” var bence, o da “ordunun siyasetin içinden çıkmama” direnci.


Dün Genelkurmay Başkanı’nın konuşmasında, bizim “özel koşulumuza “göre olumlu sözler de bulunuyordu.


“Türkiye halkı,” dedi.


“TSK demokrasi rejimine saygılıdır” dedi.


Bir ordu, “demokrasiye saygılı olduğunu” açıklamak zorunda kalıyorsa ve bu “olumlu” bir işaret olarak görülüyorsa, zaten bu da bir sorundur.


Ordunun demokrasiye saygılı olması, söylenmeye bile muhtaç olmayan bir gerçek olarak yerleşmiş bulunmalı bir ülkenin hayatına.


Ama ordu demokrasiyi öylesine hoyratça hırpaladı ki bu ülkede, böyle bir lafı bile “olumlu” bulacak hale geldik.


Tabii, çok tuhaf sözler de söyledi.


“Ulus-devleti” savundu mesela.


Hem Avrupa Birliği’ne başvuracaksın hem de “ulus-devlet” kalacağız diye tutturacaksın.


Avrupa Birliği üyesi “ulus-devlet” nasıl olunacak?


AB’ye üye olursan, “ortak para” kullanacaksın, “hukuk birliği” olacak, “ortak anayasayı” kabul edeceksin, “sınırlar” bulunmayacak.


Ulus-devlet ortadan kalkacak anlayacağınız.


Peki, Genelkurmay Başkanı Avrupa Birliği üyeliğine karşı mı?


Açıkça söylemedi ama eğer “ulus-devlete” bu kadar meraklıysa AB’ye karşı demektir.


O zaman da bir toplumun bütün hayatını ve geleceğini değiştirecek bir siyasi konuda Genelkurmay Başkanı nasıl “belirleyici” olmaya çalışır?


Devlet politikası olarak AB üyeliği benimsendiyse, sen de buna karşıysan, yapabileceğin tek şey “istifa etmek” ve AB karşıtı bir siyasi parti kurmak ya da böyle bir siyasi partiye katılmaktır.


Ama sen belirlenmiş bir devlet politikasına karşı çıkarsan ve istifa etmeyip bu konudaki fikirlerini “dikte etmeye” kalkarsan, “TSK demokrasiye saygılıdır” lafı havada kalır.


Demokrasilerde, genelkurmay başkanları bu tür siyasi kararlara karışamıyorlar.


Karışmaya kalktıklarında, “sana ne, sen kendi işinle uğraş” cevabını alıyorlar.


Bana sorarsanız, Orgeneral’in konuşmasındaki büyük “hatalardan” biri de “koruculuk” sistemi için gösterdiği örneklerdi.


Irak’ta ve Afganistan’da Amerikalıların “koruculuk” sistemini kurduklarını söyledi.


İyi de, onlar o topraklarda “işgal ordusu”, kendi ülkendeki uygulamalar için “işgal ordularının” yöntemlerini örnek gösteriyorsan, kendini kendi topraklarında “işgal ordusu” gibi görüyorsun sonucu çıkar.


Bir ordu, kendi topraklarında “işgal ordusu” gibi davranmamalı.


O davranışların sonucu iyi olmuyor.


Bir de Huntington meselemiz var.


Orgeneral, Huntington’dan o kadar söz etti ki Huntington’ın da bir “general” olduğunu düşünmeye başladım.


Huntington’a atfen ileri sürdüğü taleplerin en tehlikelisi “ordunun özerk davranma” gereğiydi.


Ordu savaşta “özerk” davranamaz.


Savaşın zamanını, yerini, amacını ve hedefini parlamento belirler.


Ordu, o hedefe ulaşmak için yapılması gereken “askerî” eylemlerin biçimini belirlemekte “özerktir” sadece.


Kimse onlara, “şuraya da dört tabur kaydır” diyemez.


Ama ordu da, “ben savaşın amacını ve hedefini belirleyeceğim” diyemez.


Savaş siyasetin bir parçasıdır ve o yüzden kiminle, ne zaman savaşılacağına siyasiler karar verir.


Genelkurmay Başkanı, “anayasanın değiştirilemez maddelerinden” de söz etti.


Bundan Genelkurmay Başkanı’na ne?


Aftan söz etti.


Bundan Genelkurmay Başkanı’na ne?


Asıl sorun bu işte, “Genelkurmay’ın bu ülkeyi yönetmek istemesi, dahası bunun kendi hakkı olduğuna” inanması.


Genelkurmay başkanlarının konuşmaları hakkında yazı yazmak zorunda kaldığımız sürece “sorun” bitmez.


Bir gün buna ihtiyaç kalmadığında Türkiye’nin “özel koşulları” ve sorunları da sona ermiş olur.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başörtüsü - 02.09.2010
  2. Mantık - 01.09.2010
  3. Aleviler - 31.08.2010
  4. Yargısız - 29.08.2010
  5. Çatlarken - 28.08.2010
  6. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  7. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  8. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
  9. Maksatlı ve manipüle edici... - 24.08.2010
  10. Genelkurmay açıklaması - 22.08.2010
  11. Bölünmek - 21.08.2010
  12. Sorun - 20.08.2010
  13. Faili meçhuller ve Ergenekon - 19.08.2010
  14. Ey siz sahipsizler... - 18.08.2010
  15. Devlet - 17.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Asıl sorun - Ahmet Altan
03.09.2010 06:32:58