Şemdinli Jandarma İlçe Komutanlığı’nın önünde, “Ne Mutlu Türküm Diyene” yazısı altında yatan, birinin ayağına ip bağlı iki PKK’lı gencin kanlı bedenlerini gördüğümde insanların hiç bitmeyen vahşetini ve intikam duygusunu düşündüm.
Homeros’un binlerce yıl önce yazdıklarını.
Truva önünde, Aşil, Hector’u boynundan mızraklayıp öldürdükten sonra onu öldürmekle yetinmemiş, ayaklarına ip bağlayıp cesedini arabasının arkasında sürüklemişti.
Taa o zamandan bu zamana bu sahnenin anlatımından bir deyim kalmıştı.
“Yaraya hakareti eklemek.”
Aradan iki bin yıldan fazla zaman geçti, hâlâ ölü bedenlerin bacağına ip bağlayıp sürüklüyoruz.
İki PKK’lı gencin cenazesini ibret-i âlem için “Ne Mutlu Türküm Diyene” yazsının altına yatırıyoruz.
Hakkâri Valisi, “Bubi tuzağı olup olmadığını anlamak için cesetlere ip bağlayıp döndürüldüğünü ama resimleri kimin çektiğini bilmediğini” söylüyor.
Ama şu soruya cevap veren yok:
Şemdinli çatışması gece oldu, neden sabahleyin hâlâ o parçalanmış cesetler, ayaklarına ip bağlı olarak Jandarma karakolunun önünde sergileniyor?
Amaç ne?
Kürtleri korkutmak mı?
Bu resim, korkuyu değil öfkeyi arttırır sadece, nefreti arttırır.
Kürt olan bir gazeteci arkadaşım bu resmi gördükten sonra bana kendi gençliğinde yaşadığı bir olayı anlattı.
Arkadaşlarıyla kaldırımda durmuş konuşuyorlarmış, niyetleri bir kahveye gidip oyun oynamakmış.
Uzaktan bir kalabalığın geldiğini görmüşler.
Yazının devamını okumak için tıklayın.