Atatürk ne demişti?
“Yurtta sulh, cihanda sulh.”
Türkiye ne yapmıştı?
“Yurtta savaş, cihanda savaş.”
Burası kanlı, kaotik ve komik bir ülke.
Her yana “ulu önder” dediğimiz Mustafa Kemal’in “barışı” öven laflarını yazıp, seksen yılı herkesi “düşman” ilan ederek yaşamamız zaten buranın nasıl garip bir ülke olduğunu göstermeye yetiyor.
Üstelik en “Atatürkçü” partiler en “savaşçı” olanları.
Doğrusu şu günlerde Baykal’la Bahçeli’nin yerinde olmak istemezdim.
“Vatan sevgisinin” tek işaretinin herkesle “düşman” olmak olduğuna inanan bu iki yaşlı insanın herhalde başı dönmüştür.
Ardı ardına “barış açılımları” yaşıyoruz.
Muhalefet hangi barışa karşı çıkacağını şaşırdı.
Kürt barışına karşı çıkarlarken Ermenilerle barıştık, ona “hayır” derlerken Suriye ile kapıları açtık, Suriye işine “olmaz böyle şey” derlerken Irak’la “iki kapı” açmaya karar verdik, onlar buna “hayır” demeye vakit bulamadan Dışişleri Bakanı “Rusya ile bakanların katılacağı büyük bir görüşme” yapacağımızı açıkladı.
Sadece “karşı çıkmayı” bilen muhalefet, her barış girişimine “hayır” derken o kadar çok gelişmeye “hayır” demek zorunda kalmaya başladı ki siyaset eğlenceli bir mizah dizisine döndü.
Hangi birine karşı çıkacaklar?
Ve her barış girişimine karşı çıkmayı insanlara nasıl anlatacaklar?
Bu ülkenin tek çıkarının “içeride ve dışarıda” herkesle savaşmak olduğuna halkı nasıl ikna edecekler?
Üstelik daha sırada Yunanistan var.
Yazının devamını okumak için tıklayın.