Aktütün karakolunu basmaya gelenleri, “insansız uçaklar” daha 120 kilometre öteden saptayıp kaydediyor.
Sonra adım adım izliyor.
Karakola yaklaşıyorlar... Yirmi kilometre kala, çevreden gelecek yardımı önlemek için tepelere mayın döşüyorlar... Sonra karakola doğru yola devam ediyorlar.
İstihbarat raporları bir baskının olacağını bildiriyor.
Hiçbir tedbir alınmıyor.
Karakol basılıyor.
17 genç asker ölüyor orada.
Biz “insansız uçağın” çektiği görüntüleri ve istihbarat raporlarını yayınlıyoruz.
Genelkurmay Başkanı, gerçeklerin açıklanmasını önlemek için tehditkâr bir konuşma yapıyor.
Arkasından Askerî Mahkeme, Aktütün yayınlarını yasaklayan bir karar alıyor ve bu karara “sadece Genelkurmay’ın bu konuda konuşabileceğini” ekliyor.
Askerî hukuk bu işte.
Herkes susacak, sadece Genelkurmay konuşacak” diyen bir karar herhalde hukuk tarihine geçecek.
Genelkurmay, bu “ayrıcalıktan” yararlanarak bizi “yalanlamaya” çalışan açıklamalar yapıyor.
“Paşasının gazetecileri” bu açıklamaları ekranlarına ve sayfalarına taşıyor.
Ama her zaman olduğu gibi gene bir sorun var.
Genelkurmay bizi yalanlamıyor, “yalanlıyorum” diyerek doğruluyor.
Bugün bizim sayfalarımızda okuyacaksınız.
“Görüntülerden biri Aktütün’den 120 kilometre uzakta çekilmiş,” diyor.
Biz de zaten öyle demişiz.
Görüntünün altına mesafeyi yazmışız.
Yayınladığımız diğer görüntülerin altında da mesafeleri yazıyor.
Bizim söylediklerimizi aynen tekrarlamak nasıl bir “yalanlama” Allah aşkına?
Bu, adam kandırmaktan başka nedir?
Uzun bir takibin görüntülerini verdik.
Yazının devamını okumak için tıklayın.