1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:11
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 18.10.2008
Ahmet Altan
Başbakan ve general
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Başbakan ve general Ahmet Altan - Başbakan ve general Ahmet Altan - Başbakan ve general Ahmet Altan - Başbakan ve general Ahmet Altan - Başbakan ve general Ahmet Altan - Başbakan ve general Ahmet Altan - Başbakan ve general Ahmet Altan - Başbakan ve general
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Aktütün karakolunu basmaya gelenleri, “insansız uçaklar” daha 120 kilometre öteden saptayıp kaydediyor.

Sonra adım adım izliyor.

Karakola yaklaşıyorlar... Yirmi kilometre kala, çevreden gelecek yardımı önlemek için tepelere mayın döşüyorlar... Sonra karakola doğru yola devam ediyorlar.

İstihbarat raporları bir baskının olacağını bildiriyor.

Hiçbir tedbir alınmıyor.

Karakol basılıyor.

17 genç asker ölüyor orada.

Biz “insansız uçağın” çektiği görüntüleri ve istihbarat raporlarını yayınlıyoruz.

Genelkurmay Başkanı, gerçeklerin açıklanmasını önlemek için tehditkâr bir konuşma yapıyor.

Arkasından Askerî Mahkeme, Aktütün yayınlarını yasaklayan bir karar alıyor ve bu karara “sadece Genelkurmay’ın bu konuda konuşabileceğini” ekliyor.

Askerî hukuk bu işte.

Herkes susacak, sadece Genelkurmay konuşacak” diyen bir karar herhalde hukuk tarihine geçecek.

Genelkurmay, bu “ayrıcalıktan” yararlanarak bizi “yalanlamaya” çalışan açıklamalar yapıyor.

“Paşasının gazetecileri” bu açıklamaları ekranlarına ve sayfalarına taşıyor.

Ama her zaman olduğu gibi gene bir sorun var.

Genelkurmay bizi yalanlamıyor, “yalanlıyorum” diyerek doğruluyor.

Bugün bizim sayfalarımızda okuyacaksınız.

“Görüntülerden biri Aktütün’den 120 kilometre uzakta çekilmiş,” diyor.

Biz de zaten öyle demişiz.

Görüntünün altına mesafeyi yazmışız.

Yayınladığımız diğer görüntülerin altında da mesafeleri yazıyor.

Bizim söylediklerimizi aynen tekrarlamak nasıl bir “yalanlama” Allah aşkına?

Bu, adam kandırmaktan başka nedir?

Uzun bir takibin görüntülerini verdik.

Genelkurmay, o görüntülerin mesafelerini değil, o kadar uzaktan gelen bir gücün, üstelik çok da önceden saptanmasına rağmen o karakolu nasıl bastığını açıklamak zorunda.

O çocuklar niye öldü, bunu açıklamak zorunda.

“Bu görüntü bir kilometre değil, yirmi kilometre uzak” deyince, karakolun nasıl bu kadar rahat basıldığını açıklamış mı oluyor?

Hayır... Hiçbir şey açıklamış olmuyor.

Hiçbir şeyi de yalanlamış olmuyor.

Aksine hepsini doğruluyor.

Niye yapıyor bunu?

Çünkü gerçekleri açıklamak istemiyor, tartışmayı başka bir mecraya çekmek ve yandaş medyasıyla konuyu saptırmak istiyor.

Bunu yapamaz.

O görüntüler gerçek, altlarında yazan mesafeler gerçek, istihbarat raporu gerçek.

Bunu Genelkurmay da biliyor... Onun için zaten önce kendisi bir açıklama yapmıyor, akılları karıştırmak için medyadaki tetikçilerini kullanıyor.

Bunlardan bir sonuç alamazlar.

O korkunç sorular ortada duruyor.

“O on yedi çocuk niye öldü?”

“Onları niye korumadınız?”

“Onları niye uyarmadınız?”

“O karakolu niye önceden boşaltmadınız?”

Bunların tartışılmasını istiyoruz çünkü başka çocukların ölmesini istemiyoruz.

Ayrıca bu savaşın uzamasının Türküyle Kürdüyle yüzlerce, binlerce çocuğun gereksiz ölümlerine yol açtığının anlaşılmasını istiyoruz.

Savaşın, kanın, acının bitmesini istiyoruz.

Biz, Genelkurmay’ın tehditleriyle, askerî mahkemelerin yasaklamalarıyla ve “tutuklarız, avukatlarınız da belge bile isteyemez” türündeki uyarılarıyla boğuşarak gerçekleri açıklamaya uğraşırken ne oluyor?

O çocukların ölümünün hesabını sorması, bu savaşı bitirecek adımlar atması gereken Başbakan, tehditkâr generallerin yanına geçip gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemeye uğraşıyor.

Halkının, o halkın çocuklarının değil, generallerin başbakanı olmaya soyunuyor.

O başbakan için ne acıklı bir durum.

Avrupa Birliği’ne üye olmak için adımlar atmış, uyum yasaları çıkartmış, 27 Nisan muhtırası karşısında dimdik durmuş bir adam şimdi iki büklüm.

Kendi yandaşlarını, kendi seçmenlerini utandırıyor.

Mümkün olsaydı da gelen binlerce maili okuyabilseydi, onun konuşmalarıyla içi acıyan dindarların, hayal kırıklığına uğrayan AKP’lilerin, onu “AB’yi isteyen tek politikacı olduğu için destekleyen” solcuların tepkilerinin farkına varabilseydi.

Dün “general ağzıyla” bizim gazeteye saldıran, “siz kimin medyasısınız” diyebilecek kadar kendini kaybeden başbakan, “hataların” üstüne gidilmesin istiyor.

Manşetimizde de söyledik, “hata” dediği, on yedi insanın hayatını kaybetmesi.

O çocukların hesabını sormayacak, başka çocukların ölmesini engellemeyecek de ne yapacak bir başbakan?

“Halkın başbakanıyım” demek yetmiyor, halkını korumadan, halkını tehdit edenlerin yanına yanaşarak, onların tehditlerine ortak olarak “halkın başbakanı” olamıyor insan.

Bu gerçeği ona hayat anlatacak.

Bırakın başbakanlar, genelkurmay başkanları, askerî mahkemeler tehditler savursunlar... Biz gerçeklerin peşini bırakmayacağız.

Bedeli çok mu ağır?

Hüseyin Cahit’in İstiklal Mahkemesi’nde söylediğini biraz değiştirerek söylersek, “böyle başbakan olmaktansa, bedel ödemek evladır.”

Biz onu da öderiz.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başörtüsü - 02.09.2010
  2. Mantık - 01.09.2010
  3. Aleviler - 31.08.2010
  4. Yargısız - 29.08.2010
  5. Çatlarken - 28.08.2010
  6. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  7. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  8. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
  9. Maksatlı ve manipüle edici... - 24.08.2010
  10. Genelkurmay açıklaması - 22.08.2010
  11. Bölünmek - 21.08.2010
  12. Sorun - 20.08.2010
  13. Faili meçhuller ve Ergenekon - 19.08.2010
  14. Ey siz sahipsizler... - 18.08.2010
  15. Devlet - 17.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Başbakan ve general - Ahmet Altan
03.09.2010 06:11:17