1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:15
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 02.09.2010
Ahmet Altan
Başörtüsü
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Başörtüsü Ahmet Altan - Başörtüsü Ahmet Altan - Başörtüsü Ahmet Altan - Başörtüsü Ahmet Altan - Başörtüsü Ahmet Altan - Başörtüsü Ahmet Altan - Başörtüsü Ahmet Altan - Başörtüsü
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Türkiye’de yaşayan insanların psikolojisiyle ilgili ciddi araştırmalar yapılmasını çok istiyorum.

Bu toplum, bir psikiyatrın kanepesine uzansa da anlatmaya bir başlasa.

Sorunların nereden kaynaklandığını bir anlasak.

Bir toplumun içinde “çıkar çatışmalarının” olması anlaşılır bir şeydir, sınıflar ya da zümreler kendi çıkarları için birbirleriyle çatışırlar.

Ama Türkiye’deki ciddi sorunların hiçbiri bildiğimiz “çıkar çatışmalarıyla” açıklanamaz.

Alın şu başörtüsü meselesini.

Beş on bin genç kızın üniversiteye başörtüsüyle gitmesinin engellenmesini hangi somut “çıkar çatışmasıyla” açıklayacaksınız?

Kızlar üniversiteye başörtüsüyle gitse kimin “somut” çıkarı zedelenecek ya da kim bundan somut çıkar sağlayacak?

“Laik bir düzen isteyenlerin çıkarları zedelenecek” derseniz, beş on bin kız öğrencinin başörtüsü takmasıyla “zedelenecek” laiklik zaten gerçek değildir, gerçek laiklik öyle kolayından zedelenmez.

Anadolu’da milyonlarca kadın başörtüsüyle dolaşıyor “laiklik zedelenmiyor” ama birkaç bin öğrenci başörtüsü takınca zedeleniyor, öyle mi?

Buna inanıyor musunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu bile inanmıyor buna ki “başörtüsü sorununu biz çözeceğiz” diyor.

Bunu söylerken o kızların başörtülerini “zorla çıkartarak” sorunu çözmeyi düşünmediğine göre, bunu “laiklikle ilgili bir sorun olarak” değerlendirmediği için çözmeye talip oluyor.

Gerçi daha sonra kendi partisinden korkup sustu ama bunu laiklikle ilgili bir sorun olarak görmediği anlaşıldı.

Zaten başörtülü kızların derslere istedikleri kıyafetle girmesinin de laikliğe bir zararı yok.

Niye olsun?

Diyanet İşleri diye bir kurumun olması, bütün imamların vaazlarının resmî devlet kurumu tarafından belirlenmesi “laikliği zedeler” ama başörtüsü takmak zedelemez.

Laiklik konusunda hassas olanların başörtüsüyle değil Diyanet’le uğraşması gerekir ama hiçbir “laiklik takıntılı” insanın Diyanet’i eleştirdiğini duymazsınız.

Çünkü sorun “laiklik” değil, sorun psikolojik.

Kendini “gelişmiş ve modern” sanan insanlar, “beğenmedikleri” halka kendi “efendiliklerini” bu tür anlamsız jestlerle kanıtlamaya çalışıyorlar.

Başörtüsünü yasaklayabildikleri sürece kendilerini “güçlü” hissedecekler.

Ama bu “hastalık”, sadece bu “modernlik” meselesini bir obsesyona döndürenlerde bulunmuyor.

“Modernlerin” ezmeye uğraştığı Sünni dindarlar da aynı baskıyı Alevilere yapıyorlar.

Alevilerin cemevlerini “ibadethane” olarak kabul etmiyorlar.
Somut bir çıkar çatışması değil bu.

Tümüyle psikolojik, “kim daha güçlü” çatışması.

Kürt meselesinde de aynı psikolojik takıntıyı bulursunuz.

Türkler, Kürtlerin kendileriyle “eşit” olmasını bir türlü kabullenemezler.

Eşit olsalar ne olacak?

Türklerin bundan dolayı uğrayacakları hiçbir “somut” zarar yok.

Ama “eşit” olurlarsa, “buranın efendisi benim” duygusunu” yitirecekler.

Geliyoruz, geliyoruz hep aynı yere takılıyoruz.

“Ben senden daha güçlüyüm.”

Aslında işin acıklı yanı, “daha güçlü olduğunu kanıtlamak” için hayatı birbirlerine zehir eden bu insanların hiçbiri gerçekten güçlü değil.

Tam aksine.

Kendi aralarında girdikleri bu “güç kavgasından” dolayı “güçsüzleşen” bir ülkede, mutsuz ve güvensiz, kan revan içinde yaşıyorlar.

Birbirlerine “güçlerini kanıtlamaya” çalışmaktan vazgeçtiklerinde, bu toplum gürbüzleşip gelişecek ve hep birlikte gerçekten “güçlü” olacaklar ama bunu istemiyorlar, “tek başlarına güçlü olmak” takıntısı yüzünden hep birlikte güçsüz oluyorlar.

Bana, başörtüsü meselesinde, cemevi meselesinde, Kürt meselesinde, birbirimizi parçalamamızı “anlaşılır” kılacak bir neden söyleyin.

Daha mı zengin olacaklar dövüşerek? Hayır.

Daha mı mutlu olacaklar? Hayır.

Daha mı güçlü olacaklar? Hayır.

Bu toplumda güçlü olan kimse yok ki, bu toplum güç kavgasına giren güçsüzlerin toplumu.

Peki, niye bunca yıldır birbirlerine böylesine acı çektirip duruyorlar?

Bunun cevabını bilmiyorum işte.

Onun için biri alıp bu toplumu bir kanepeye yatırıp, derdini dinlesin istiyorum.

Çocukluğu mu kötü geçti bu toplumun, sevgisiz mi kaldı, nedir?

ahmetaltan111@gmail.com

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başörtüsü - 02.09.2010
  2. Mantık - 01.09.2010
  3. Aleviler - 31.08.2010
  4. Yargısız - 29.08.2010
  5. Çatlarken - 28.08.2010
  6. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  7. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  8. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
  9. Maksatlı ve manipüle edici... - 24.08.2010
  10. Genelkurmay açıklaması - 22.08.2010
  11. Bölünmek - 21.08.2010
  12. Sorun - 20.08.2010
  13. Faili meçhuller ve Ergenekon - 19.08.2010
  14. Ey siz sahipsizler... - 18.08.2010
  15. Devlet - 17.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Başörtüsü - Ahmet Altan
03.09.2010 05:15:49