AKP tam dokuz yıldır iktidarda.
Geçen yılki referandumda halktan aldığı yüzde elli yedi destekle de Cumhuriyet tarihinin gerçekten “muktedir” ilk siyasi partisi oldu.
Askeriyenin ve yargının vesayeti çok önemli ölçüde kırıldı.
Hatta o kadar kırıldı ki özellikle son Deniz Feneri savcıları olayında olduğu gibi “yargıda AKP vesayeti” mi başladı kuşkularını arttıracak durumlar ortaya çıktı.
Peki, AKP bu “tam teşekküllü” iktidarı nasıl kullanıyor?
Bence iyi kullanmıyor.
Hiçbir büyük sorunda kalıcı çözümler sağlayacak kesin adımlar atmıyor.
Sorunları çözmek için bir “niyet beyanında” bulunuyor ama bu niyeti hayata geçirecek hamleyi yapmıyor.
“Siz zamanlamayı bana bırakın, ben en iyisini biliyorum” havasında kimsenin kendine karışmamasını, sıkıştırmamasını istiyor.
Bütün iktidarlar bunu ister.
Ama demokrasilerde iktidarların böyle bir lüksü yoktur, yapması gerekeni yapmadığı zaman muhalefet onu sıkıştırır.
Şimdi muhalefet o “uzun süren” uykusundan uyanmaya başlıyor.
BDP, fevkalade şık bir siyasi çıkışla “Meclis’te başörtüsünün serbest” olmasını teklif etti.
AKP’nin isteksizliğini fark eden MHP de hemen hareketlendi ve “ben varım” dedi.
Asla uzlaşamaz gibi görünen iki, parti “başörtüsü” konusunda uzlaştı.
AKP “he” dese Meclis’te başörtüsü yasağı kalkacak.
Yazının devamını okumak için tıklayın.