İnsan bu ülkede kendisini bir tramvay biletçisi gibi hissediyor.
Hep hareket halindesin ama gittiğin bir yer yok.
Yol aynı, durak aynı, git dön, git dön.
Yargıtay Başsavcısı dün başörtüsüyle ilgili beş sayfalık bir açıklama yapınca sanırım birçok insan gibi ben de “e, artık yeter” dedim içimden.
Hukuku bilmeyen hukukçuların “temcit pilavı” gibi tekrarladıkları tuhaf laflar, aslında sahip olmadıkları bir güce sahip olduklarını sanmaları, aynı asık suratla gayrı ciddi açıklamalar yapmaları bıktırıyor insanı.
Başsavcı’nın hukuktan ne kadar anladığını gösteren kısacık bir cümle aktarayım onun beş sayfalık “muhtırasından” izninizle.
“Yasama ve yürütme, yargı kararlarına uymak zorundadır” diyor.
Yürütmeyi anladım da “yasama” yargı kararlarına neden uymak zorunda?
Yasama dediğiniz parlamento.
Yargının kurallarını belirleyen “yasaları” parlamento yapıyor.
Yaptığı yasaları, hayatın ve toplumun değişmesine göre sürekli değiştirmek zorunda, zaten onun için bir parlamento var, “yasalar” ve “yargı kararları” hiç değişmeyecek olsaydı neden bir parlamento olacaktı?
Yasalar bir kere yapılır sonra da parlamento dağılırdı.
Aslında Başsavcı’nın zihnindeki “devlet düzeni” böyle bir şey, 1923’teki kararlar aynen devam edecek sanıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.