Nasıl bir ülkeye düştük hey Allah’ım.
Bayram günü, adı üstünde insanların bayram yapacağı, hiç lekesiz ortaklaşa bir sevinci paylaşacağı, ailelerin biraraya geleceği, şakalaşacağı, güleceği, küslerin barışacağı, hayatın kirinden pasından arınacağı, zamanın biraz yavaşlayacağı, hepimizin sıradan bir sükûnet içinde dinlenip tazeleneceği bir gün.
Böyle bir günde yazı yazan bir adam ne yapar?
Bu sevinçten payına düşeni alır, bu sevince kendi payından bir şeyler katmaya uğraşır.
Bu mümkün mü?
On bir eve ateş düştü, onlar bir sevinci değil bir ağıtı paylaşıyor şimdi.
Ordu birlikleri, PKK’nın ateşkes ilan edip, çatışma alanlarından uzaklaştığı bir sırada, bayramdan sadece iki gün önce ani bir saldırıyla dokuz gerillayı öldürdü.
Bayramı ve barışı ülkeye zehir edecek bir hamle yaptı.
Ne oldu şimdi, Kürt meselesi mi çözüldü?
Dokuz insan ölünce ordu zafer mi kazandı?
Anlamsız bir saldırıyla insanlara bayramı haram edip, ateşkesi tehlikeye atmanın kime ne yararı oldu?
Kim karar verdi bu operasyona?
Hükümetin emri mi bu?
Genelkurmay mı emretti?
Yoksa bir birlik komutanı kendi kendine bütün ülkenin barışını tehlikeye atacak bir zalimlikle mi tetiğe bastı?
Sorumlusu kim bu saldırının?
Birisi kalkıp, “ateşkes sırasında bu saldırı emrini ben verdim” desin, “barışı ben vurdum.
Yazının devamını okumak için tıklayın.