1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:28
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 07.12.2008
Ahmet Altan
Bayram
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Bayram Ahmet Altan - Bayram Ahmet Altan - Bayram Ahmet Altan - Bayram Ahmet Altan - Bayram Ahmet Altan - Bayram Ahmet Altan - Bayram Ahmet Altan - Bayram
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Herkes gibi ben de çocukluğumun bayramlarını severim.
Annemle babam çok gençti ben çocukken.
Para durumları da pek iyi değildi.
Annem, bayramlarda mutlaka çocuklara bir şeyler alınmasını isterdi.
Bir yerlerden para bulunurdu.
Mehmet’le beni alır çarşıya götürürdü.
“Bayramlık” alırdı bize.
Elindeki kıt kanaat parayla mümkün olanın en iyisini almak için uğraşırdı.
Mehmet annemi üzmezdi.
Ama ben daha müşkülpesenttim.
Kazak beğenmezdim, ayakkabı beğenmezdim.
Dükkân dükkân gezdirirdim onları.
Bayram kalabalığının içinde dolaşırdık ben “bu olur” diyene kadar.
Annem bayramın hatırına sabrederdi, gönlüm olsun, bayram öncesi üzülmeyeyim diye elinden geleni yapardı.
Eminim içten içe parasızlığa lanet ederdi ama yapacak bir şey yoktu.
Babam öyle bir hayat seçmişti.
Biz sekiz dokuz yaşlarında pek farkında değildik bunun bir “tercih” olduğunun.
En iyi okullara göndermeye çalışırlardı bizi, mümkün olduğunca iyi yaşatmaya çabalarlardı.
Okul taksitlerini ödeyebilmek için babamın nasıl kıvrandığını, daha sonra ben onun yaşında baba olduğumda anlamıştım.
Bayram alışverişi için dolaşırken acıkır, Kapalıçarşı’nın oralarda bir kebapçıda yemek yerdik.
O kokuları hâlâ hatırlarım.
Çok güzel kokardı.
Rengârenk bir kalabalık önümüzden akardı.
Annem benim “hiçbir şey beğenmememle” dalga geçerdi.
Bu şakalara Mehmet benden daha çok gülerdi, ben ciddiye alınmadığımı düşünür biraz kızardım ama dayanamaz ben de gülerdim sonra.
Akşam eve dönüşümüze ise bayılırdım.
Yorgun, bitkin dönerdik.
Annem acele bir şeyler hazırlardı yememiz için.
Biz içeri gidip alışveriş paketlerini açardık.
Üstüme giyip bir daha bakardım aldıklarımıza.
Bazen yemeğe, o gün aldığımız “bayramlıkla” oturmak isterdim, annem “onu yarın giyeceksin şimdi giyme” derdi.
Biraz küskün çıkartırdım giydiklerimi.
Ertesi sabah erkenden kalkar aldığımız yeni ne varsa giyer sokağa çıkardım.
Tanrım, o sokağın halini unutamam işte.
Bir çocuk sürüsü istila ederdi sokakları.
Saçları itinayla taranmış, çoğu biraz bol gelen yeni elbiseler giymiş çocuklar garip bir gururla kabararak birbirlerine bayramlıklarını gösterirlerdi.
Komik bir ciddiyeti olurdu herkesin.
Sanki bir günlüğüne büyümüş gibi birbirimizle bayramlaşırdık.
Ciddi ciddi konuşurduk.
Kimse küfür etmezdi.
Kimse kimseye sataşmazdı.
Sonra bayram ziyaretleri başlardı.
Babam asla bayram ziyaretine gitmezdi.
Bize de pek kimse gelmezdi.
Ama biz annemle babaanneme giderdik, teyzelerimize giderdik.
Küçük boylu bir işadamının çıktığı iş gezileri gibiydi bunlar, alınacak bayram harçlıkları ziyaretten önce hesap edilirdi.
Babaannem bir kese içinde verirdi harçlığı.
Taftadan, ipekten şık keselere koyardı.
Elini öperdik.
Halamla eniştem doğrudan verirdi parayı.
Alıp cebimize atar, çaktırmadan elimizle yoklayarak kaç para verdiklerini anlamaya çalışırdık.
Paraları alır almaz gitmek isterdik aslında ama oturup yemek yememiz gerekirdi.
Bir ara kuytuya çekilip paraları sayardık.
Yemek saati gelmeden önce etrafta gezer, kesilen kurbanlıklara ürkek gözlerle bakardık.
Kesilmesini seyretmeyi sevmezdik ama kasabın “kurbanın” boynunu dualarla sıvazlamasını izler, o bıçağını kaldırınca hemen oradan uzaklaşırdık.
Asıl bayram, paralarla eve dönünce başlardı.
Hemen dışarı fırlardık, sırtımızda bayramlıklarımız, cebimizde paralar, damağımızda yediğimiz çikolataların tadı.
Bayram yerine koşardık.
Salıncaklar, atlıkarıncalar, havalı tüfekle nişan attıranlar.
Hepsinden denerdik.
Bir yandan da bayramlıklarımızı kirleteceğiz diye ödümüz patlardı.
Her kurban bayramında yağmur yağdığını öğrenmiştik, gerçekten de her kurban bayramında “kurbanların kanını yıkamak” için yağmur yağardı, yarın ya da öbür gün gene yağacak.
Hep yağar.
Her bayram bütün çocuklar bir fasıl bunu konuşurduk, aynı amcalar, enişteler, ağabeyler gibi oturaklı bir sesle, “Allah’ın işine bak” derdik, “her bayram yağmur yağdırıyor.”
Bugün bile bunun nasıl mümkün olabildiğini kavrayamam.
Artık çok yaşlandım.
Kimse bana bayramlık almıyor, harçlık vermiyor.
Babama, halama gidiyorum.
Ve hep çocukluğumdan yaşlılığıma kalan o soruyu soruyorum.
Nasıl oluyor da her bayram yağmur yağıyor?

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başörtüsü - 02.09.2010
  2. Mantık - 01.09.2010
  3. Aleviler - 31.08.2010
  4. Yargısız - 29.08.2010
  5. Çatlarken - 28.08.2010
  6. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  7. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  8. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
  9. Maksatlı ve manipüle edici... - 24.08.2010
  10. Genelkurmay açıklaması - 22.08.2010
  11. Bölünmek - 21.08.2010
  12. Sorun - 20.08.2010
  13. Faili meçhuller ve Ergenekon - 19.08.2010
  14. Ey siz sahipsizler... - 18.08.2010
  15. Devlet - 17.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Bayram - Ahmet Altan
03.09.2010 05:28:08