Aslında bu AKP hepimizi mahvetti. Çok savruk oynayan, olmayacak topları kaybedip beklenmedik anlarda gol atan bir santrafor gibi dolaşıyor sahanın içinde, biz de kendini maça kaptırmış seyirciler gibi “aslanım” diye ayağa kalkıp “yuh be bu da kaçar mı” derken aynı anda “işte bu, koçum” diye bağırıyoruz.
On beş saniyenin içine beğeni, öfke, yuhalama, alkış sığıyor.
Bugün bizim birinci sayfaya bakın.
Memleketin röntgenini görün.
Yirmi dört çocuğu “Tekel işçilerini” destekleyen gösteri yaptıkları için “okuldan atan” bir eğitim anlayışı hâlâ sürüyor.
Çocukların bir “fikri”, bir “tercihi” olması, bu fikirlerine sahip çıkacak cesareti göstermeleri önemlidir, onları “düşünen, yargılayan” bireyler yapacak olan bu “cesaretleri” ve güvenleridir.
Destekledikleri fikirden daha önemli olan onların bir fikri destekleyecek cesarete sahip olmalarıdır, bu cezalandırılacak değil alkışlanacak, desteklenecek bir davranıştır.
Bırakın çocuklar düşünsünler.
Kararlarını kendileri versinler, müdürlerinin, yöneticilerinin, bakanlarının, başbakanlarının fikrini desteklemek zorunda değiller.
Onları, “büyüklerinin” görüşlerini desteklemedikleri, “itaatkâr” bir kul olmadıkları için okuldan atamazsınız; eğer disiplini bozdularsa, buna uygun, onların düşünme ve düşündüğüne göre davranma cesaretini zedelemeyecek bir ceza verirsiniz.
Oturur beş yüz defa “bir daha okul saatlerinde gösteri yapmayacağım” diye yazarlar, olur biter.
O çocukları okuldan atan böyle vahşi bir “eğitim” anlayışını görünce “yuh” diye bağıran bir seyirci gibi ayağa kalkıyorsunuz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.