Birinci Dünya Savaşı nihayet bitiyor galiba.
Çok garip biliyorum ama İkinci Dünya Savaşı çok daha önce bitti.
İkinci Dünya Savaşı’nda yenilenler, Almanya, İtalya, Japonya, kendilerini yenenlerle çok çabuk anlaştılar, sorunlarını hallettiler, aynı ekonomik ve kültürel anlayışın içinde bütünleştiler.
Yenilginin acısını, kendilerini yenenlerin çoğundan daha fazla zenginleşerek, dünya sahnesinde en az kendilerini yenenler kadar güçlenerek tedavi edip teselli buldular.
Sovyet Bloku’nun yıkılmasından sonra Doğu Avrupa ülkelerinin de Batı’ya katılması ve epeycesinin Avrupa Birliği üyesi olmasıyla İkinci Dünya Savaşı’nın dosyası kapandı, kurdeleyle bağlandı, rafa yerleştirildi.
Ama Birinci Dünya Savaşı bir türlü bitemedi.
İlk savaşın büyük mağlubu Osmanlı’nın ve Osmanlı’nın parçalanmasından oluşan ülkelerin bu yenilgiyi sindirememeleri, yenenlerle anlaşamamaları, aynı ekonomik ve kültürel yapıda buluşamamaları, sanırım savaşın sürmesini sağladı.
Osmanlı’nın “parçalarında” iki benzer özellik ortaya çıktı.
Merkezi de dâhil neredeyse her parçası bir diktatörlüğe dönüştü.
Ve Türkiye dışındaki ülkelerde Müslümanlık vurgusu çok kuvvetlendi.
Türkiye “laikleşti” ama bu “laikliği” bir azınlığın iktidarına alet ettiği ve bu azınlık da Anadolu halkını alabildiğine ezdiği için, halk kendini iki kez yenilmiş hissetti.
Türkiye’nin “laik elitleri” için “hilafeti” ortadan kaldırmak, kendilerine iktidar yolunu açtığı için “yenilgi içinde bir zaferdi” ama halk hem imparatorluğu, hem de kendisini Müslüman âlemin merkezi yapan hilafeti kaybetmişti.
Yazının devamını okumak için tıklayın.