Mustafa Kemal, daha sonra çok ünlenecek bir konuşmasında, “biz komünist değiliz, biz faşist değiliz,” demiş...
Sonra da “biz neyiz” sorusuna tam bir cevap bulamayınca, “biz bize benzeriz” diye bitirmişti cümleyi.
Bu “biz bize benzeriz” lafını çok sevdik biz.
Hiçbir şeye benzemiyoruz...
Kendimize benziyoruz.
Kendimizin ne olduğunu da pek tarif edemiyoruz.
Sadece “bizim çok özel koşullarımız” olduğunu söylüyoruz.
Dünyada bunca millet, bunca devlet, bunca kavim var ama biz hepsinden farklıyız.
Bu, iyi bir şey mi?
Bize benzemeyenlerin çoğunun bizden daha özgür, daha mutlu, daha zengin olduğuna bakılırsa çok da iyi bir şey değil.
Norveç, Lüksemburg, İsviçre bizden çok daha zengin ve huzurlu yaşıyorlar.
Onlara benzesek fena olmazdı mesela.
Ha, onların Kürtleri, PKK gibi örgütleri yok.
Onlara benzeyemeyiz.
Peki, Baskları olan İspanya’ya, İrlandalıları olan İngiltere’ye, Korsikalıları olan Fransa’ya benzesek olur mu?
“Yook, bizde çok dindar var” derseniz, İspanya’nın, Fransa’nın dindarlığının bizden pek eksiği olmadığını söyleyebiliriz.
O ülkeler nasıllar?
Geçenlerde Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, “dünyanın bütün orduları böyle davranır” deyince, biz biraz baktık bu ülkelere.
Oradaki ordular nasıl davranıyor diye.
Bize pek benzemiyorlar.
Fransa’da çok taze bir olay oldu.
Geçtiğimiz temmuz ayının başında bir felaket yaşandı.
Ülkenin güneyindeki Carcassone kentinde halka açık bir “rehine kurtarma operasyonu” yapıldı “kurusıkı” silahlarla.
Yazının devamını okumak için tıklayın.