Çok şaşkınlar.
Herhalde nerede hata yaptıklarını düşünüyorlar.
Daha başından hataydı yaptıkları, “halksız” bir cumhuriyet hayalini kurmak yanlıştı, bu yanlışı seksen yıldan fazla sürdürebilmeleri bile başarı.
Bu başarıyı da zaten silahları ve darbeleriyle sağladılar.
Ama o da bitti.
Silahın bittiği yerde “yargıyı” devreye sokup onu da yıprattılar, 367 rezaleti, Şemdinli savcısını
“Genelkurmay Başkanı’nın emriyle” meslekten men etme skandalı, Yargıtay Başkanı’nın yargıyı “yandaşlar, karşıtlar” gibi bölen ve bu kuruma olan güveni yok eden açıklamaları, hukuktaki çarpılmanın da sürmeyeceğini gösteriyordu.
Siz, bu toplumu oluşturan kitleleri, dindarları, Kürtleri, Alevileri, solcuları yok sayarak bir “ulus” oluşturmaya kalkar da bir “azınlık” diktası kurmaya sıvanırsanız, bunun ömrü de bu kadar olur.
Şimdi değişiyoruz.
İşin eğlenceli kısmı da değişimi “muhafazakâr” bilinen bir partinin gerçekleştirmesi.
Değişime karşı çıkmaya çabalayanlar, bunu durdurabileceklerini sananlar, iktidardaki partinin “muhafazakârlığını” bahane olarak kullanmaya uğraşıyorlar ama kimse onların bahanelerine inanacak kadar saf değil.
Buna inananlar, zaten inanmak isteyen, iktidardaki “azınlığın” siyasetteki ve medyadaki uzantıları.
Bir “darbe” anayasasının sürmesini isteyen CHP, “ben bu sistemin muhafızıyım” diyemiyor da “ben AKP ile birlikte anayasa değiştirmem” diyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.