Ateşkes ilan edildi.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Çocuklar ölmeyecek demek.
Bundan daha önemli, daha sevindirici bir şey olabilir mi?
Üstelik bu ateşkes belki de gerçek ve kalıcı bir barışın kapısını açacak.
Bu toplum Türküyle, Kürdüyle huzura kavuşacak.
Bu ihtimal önümüzde duruyor.
Çok acılı bir geçmişimiz olduğunu biliyorum, unutulması belki de imkansız acılar çekildi, belki affetmek de mümkün değil ama bütün bunlara rağmen “geleceğe” bir şans tanımak gerekiyor.
Geçmişle gelecek arasında bir tercih imkanının sunulması demek bu.
Hangisini seçeceğiz?
Geçmişin içine kısılıp kalmayı, öfkeyle, acıyla, intikam istekleriyle yanarak, ölerek, öldürerek, hiç bitmeyen endişelerle ve tedirginliklerle yaşamayı mı?
Yoksa sorunların konuşarak çözüldüğü, gençlerin birbirini öldürmediği, özgür, eşit, mutlu bir hayatı yeni baştan yaratmayı mı?
Ben, gelecekten yanayım.
Böyle bir gelecek için mücadele edilmesi gerektiğini de biliyorum.
Bu ülkeyi ve çocukları kurtarmak isteyenler olduğu gibi, bu ülkeyi ve çocukları kendi hesapları için feda etmeyi arzulayanlar da var.
Küçücük bir örnek bile nelerle mücadele etmemiz gerektiğini ortaya koyuyor.
Ateşkes ne zaman ilan edildi?
Öcalan’ın avukatları İmralı’ya gittikten sonra.
O avukatlar daha önce de gidebilirlerdi İmralı’ya, ateşkes daha önce de ilan edilebilirdi.
Ama birileri İmralı’ya giden kosteri bozuverdi, yolculuk iptal edildi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.