Neden anlatamiyoruz?
Biz hukukun ve adabin disina çikilmasindan hoslanmiyoruz.
Bizde “hukuk ve adap” takintisi var.
Istiyoruz ki herkes hukuka ve adaba uysun.
Öyle bir ülke olsun burasi istiyoruz.
Size tuhaf gelebilir ama ne yapalim ki biz böyleyiz.
Ayrica birisinin bizi korkutmaya çalismasindan da haz etmiyoruz.
Öyle çok cesur falan degiliz...
Ama korkmaktan sikiliyoruz biraz.
Onun için bize resmi kâgitlar gönderirken eski aliskanliklari degistirmek gerekiyor.
Genelkurmay Baskanligi Askerî Savciligi bize bir kâgit göndermis.
“Daglica baskini biliniyordu” baslikli haberin, daha sonra Genelkurmay’ca dogrulugu kabul edilen belgesini istiyor.
Önce Türkiye’deki hukuk sisteminin ne mene bir sey oldugunu, nasil bir ülkede, insanlari ne tür bir tutsak haline getiren bir rejimde yasadiginizi anlamaniz için, bu istegini dayandirdigi yasa maddesini bir okuyun:
“Askerî savci, gerek dogrudan dogruya ve gerekse askerî, adlî veya diger kolluk görevlileri araciligiyla her türlü arastirmayi yapabilir; bütün kamu görevlilerinden ve özel kuruluslardan sorusturmaya iliskin her türlü belgeyi isteyebilir...”
Yasaya bakin.
Bir gerçek yargi, bir de askerî yargi gibi “iki basli yargiya” sahip olmamizin garabeti yetmiyormus gibi bir de askerî savciya “siviller” üstünde büyük bir denetim kurma yetkisi veriyor.
Buna da biz hukuk sistemi diyoruz.
Bu ne hukuk, ne de sistem.
Bu, silahi olan silahi olmayana istedigini yaptirir “hukuku”, eger buna hukuk diyebilirseniz.
Peki, hukuk yok ama “yasa” var, biz de yasaya uyalim.
Daglica belgelerini savciya verelim.
Toplumun, “neden Daglica’da gerekli önlemleri almadiniz, o çocuklari ölümden kurtarmadiniz” diye hesap sormasi gerekirken, toplumun bu hesabi sormasi yasaklansin.
Yazının devamını okumak için tıklayın.