1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:44
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 13.11.2008
Ahmet Altan
Can, şimdi açıklamak zorundasın...
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Can, şimdi açıklamak zorundasın... Ahmet Altan - Can, şimdi açıklamak zorundasın... Ahmet Altan - Can, şimdi açıklamak zorundasın... Ahmet Altan - Can, şimdi açıklamak zorundasın... Ahmet Altan - Can, şimdi açıklamak zorundasın... Ahmet Altan - Can, şimdi açıklamak zorundasın... Ahmet Altan - Can, şimdi açıklamak zorundasın... Ahmet Altan - Can, şimdi açıklamak zorundasın...
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Annem, beni kırmamaya uğraşarak yumuşacık bir sesle, “yazılarında aşağılayıcı kelimeler kullanma, onlar hoş değil” derdi bana.
Anlardım ki fazla öfkelenmişim, onun tasvip etmediği bir kelime kaçmış kalemin ucundan.
O zamandan beri elimden geldiğince dikkat ederim “annemi huzursuz edecek” kelimeler kullanmamaya.
Şimdi de onun ruhunu muazzep etmemek için çok istediğim halde “aşağılık” kelimesini yazmayacağım.
Onun yerine başka bir söz bulmaya uğraşacağım.
Şunu deneyelim mesela.
“Çok efendi olmayan” birileri hakkımızda yalanlar yaymaya uğraşıyor.
Bu yalanların bir örneğine önceki gün Can Dündar’ın sütununda rastladık.
Can, “başbakanın çok yakınındaki” birinin “söylediklerini” yazmıştı.
“Başbakanın çok yakını”, Aktütün baskınıyla ilgili görüntülerin “yabancı devlet servislerinden” geldiğini iddia ediyordu.
Can’ın yazısında, “başbakanın çok yakınının” söyledikleri tırnak içinde verilmişti ve aynen şöyleydi:
“Başbakan, Genelkurmay Başkanı’nı korurken kimi yabancı servislere tepki göstermek istemiştir.”
Başbakanın, neden Genelkurmay Başkanı’nın o tehditkâr açıklamalarına destek olduğunu, “yakını” bizi suçlayarak açıklamaya çalışıyordu.
Bu, tabii, “çok efendice olmayan” bir iddiaydı.
Çünkü görüntülerin nerden çıktığını Genelkurmay biliyordu.
Biz görüntüleri onlara göndermiştik.
Kaçınılmaz olarak biz de dün başbakana sorduk, “kim bu yakınınız”, “niye böyle iftiralar atıyor”, “siz mi bunun için emir veriyorsunuz” diye.
Bugün Başbakanlık Basın Danışmanı Akif Beki’den bir açıklama geldi.
“Sayın Başbakan’ın ve Başbakan’ın yakınlarının Can Dündar’ın yazdığı, Taraf’ın sürmanşetine taşıdığı türden bir beyanı ya da ifadesi kesinlikle olmamıştır. Bu yazılardaki iddiaları reddediyorum. Dolayısıyla, Ahmet Altan’ın yazısında yönelttiği soruların muhatabı Sayın Başbakan değildir, olamaz.”
Başbakanlık basın danışmanı “bizden kimse öyle laflar söylemedi,” diyor.
Şimdi mecburen Can’a soracağız.
Can, sana bu lafları kim söyledi?
Sen benden çok daha gençsin ama gazetecilik kurallarını benden çok daha iyi bilirsin, bu, “kaynağımı açıklamam” denilebilecek bir durum değil.
Yazdığın bir “haber” değil ki kaynağını saklama hakkın olsun.
Bu bir iftira.
“Kimin söylediğini açıklamam” diyerek herkes, herkes hakkında aklına geleni söyler o zaman.
Sen böyle bir şey yapmak istemezsin.
Üstelik, başbakanlık basın danışmanı yaptığı açıklamayla bütün sorumluluğu senin sırtına bıraktı.
“Biz söylemedik, Can Dündar uydurdu” demeye getiriyor.
Senin uydurduğunu sanmam.
Her ne kadar o yazıyı niye yazdığını tam anlamasam da bunu birisinden duyup yazmış olmalısın.
O kim?
Kim söyledi bunları sana?
“Başbakanın çok yakını” diyorsun ama başbakanlık basın danışmanı “öyle biri yok” diyor.
Bu iftiraları sütununa taşıyan biri olarak açıklama yapman gerekiyor.
Kimden duydun bunları?
Hakkımızdaki “çok efendice olmayan” o kampanyayı yürütenler adına kim söyledi bu lafları sana?
Bunu açıklamak zorundasın, çünkü biri yalan söylüyor.
Söyleyen ismi açıklamazsan bu yalan senin üstüne kalacak.
Bunu istemem.
“Başbakanın çok yakını” diyerek hem okuyucularına, hem de bize bir “hedef” gösterdin.
Biz o “hedefe” açıkça sorduk.
“Söylemedik” diyorlar.
Şimdi açıkla lütfen.
Biri sana bunları söyledi mi, söylemedi mi?
Söylediyse kim söyledi?
Tam olarak ne dedi?
Eğer sana bunu söyleyen gerçekten “başbakanın çok yakınıysa”, sadece seni tuzağa düşürmemiş, aynı zamanda başbakanı da çok zor durumda bırakacak, onu “iftiracı” biri haline sokacak bir işi, başbakandan habersiz yapmış demektir.
Bugün bunu yapan, yarın daha beter işler yapacaktır.
Başbakanın çevresinde, hem gazetecileri hem de başbakanı tuzağa düşüren biri mi var?
Birisi hem başbakanı hem de gazetecileri mi kandırıyor?
Niye yapıyor bunu?
Ne amaçla yapıyor?
Kimin adamı?
Başka ne işler çeviriyor?
Biri yalan söylüyor Can.
Bu, başbakanlık değilse sensin, sen değilsen başbakanlık.
Senin yalancı olduğuna inanmam, başbakanlığın yalan söylediğine de inanmak istemem ama biriniz yalancısınız.
Yalancının adını açıklamalısın.
Biz, bize atılan iftiraların peşini bırakmayız, bütün bunları o 17 çocuğun hesabı sorulmasın, başka rezillikler açığa çıkmasın diye yapıyorlar.
Bunu yaptırmayacağız.
Gerçekleri her zaman açıklayacağız, iftiraların hesabını her zaman soracağız.
Şimdi, lütfen “çok efendi olmayan” o iftiracının adını ve bu iftiraların nedenini açıkla sütununda.
Gazetecilik adına lütfen yap bunu.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başörtüsü - 02.09.2010
  2. Mantık - 01.09.2010
  3. Aleviler - 31.08.2010
  4. Yargısız - 29.08.2010
  5. Çatlarken - 28.08.2010
  6. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  7. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  8. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
  9. Maksatlı ve manipüle edici... - 24.08.2010
  10. Genelkurmay açıklaması - 22.08.2010
  11. Bölünmek - 21.08.2010
  12. Sorun - 20.08.2010
  13. Faili meçhuller ve Ergenekon - 19.08.2010
  14. Ey siz sahipsizler... - 18.08.2010
  15. Devlet - 17.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Can, şimdi açıklamak zorundasın... - Ahmet Altan
03.09.2010 06:44:03