Devletin kendi parası yoktur.
Paraları halktan toplar.
Toplanan paraları devlet keyfince harcayamaz.
Harcadığı her kuruşun hesabını, o paraların asıl sahibi olan halka vermek zorundadır.
Nereye harcıyor, niye harcıyor, bunları devlet halka anlatmakla yükümlüdür.
Özellikle geri kalmış ülkelerde, devletin başına geçenler “halkın parasını” keyfince harcamaya yatkındır.
Denetim mekanizmalarını mümkün olduğunca azaltırlar.
Denetimin azalması demek, yolsuzluğun çoğalması demektir.
Bunun en acı örneklerini biz depremlerde yıkılan “devlet binalarında” gördük.
Denetimsiz ihaleler sonucu yapılan bu binalar, birer birer çöküp insanları öldürdü.
Avrupa Birliği’nin üyeleri olan ülkeler, halkın parasının nasıl harcanacağını temel esaslara bağlayan bir ihale düzenine bağlılar.
Türkiye’ye de “eğer üye olmak istiyorsanız bu esaslara uymalısınız” diyorlar.
Avrupa Birliği’ni en ciddiye alan parti görünümünde olan AKP ise taa ilk günden beri bu “esaslara” uymamak için diretiyor.
Şimdi yeni bir “ihale yasası” çıkarttılar.
Bu, AKP’nin çıkarttığı on altıncı ihale yasası.
Her yasada, “denetim dışı” bırakılacak ihalelerin sayısı artıyor.
Mesela askerî “araç gereç” alımları için yapılacak ihaleler denetim dışı.
“Denetim dışı” demek, “bu ihaleleri kontrol etmekle görevli kurul bu ihalelerin hesaplarını ve nedenlerini denetleyemez” demek.
Niye “askerî araç gereç” alımları denetim dışında?
Tabii, “milli çıkarlar” gibi bir cevap alacaksınız.
Ben de, bu “milli çıkarlar” neden hiç “halkın çıkarlarıyla” uyuşmaz, diye soracağım.
Yazının devamını okumak için tıklayın.