Son günlerde Gülen Cemaati’nden dostlarımın ziyaretleri sıklaştı.
Sevdiğim, iyi insanlar.
Hem içine düştükleri durumdan, hem haklarındaki algıdan, hem de bizim Stratfor yayınlarımızdan şikâyetçiler.
Bazısı bunu çelebice söylüyor, bazısı biraz daha sitemkâr.
Daha önce de yazmıştım, onlara da söyledim, bizim kapımız herkese açık, derdi olan herkese yer var burada, en sert kapıştıklarımız da dâhil kim Taraf’a görüşünü, sıkıntısını anlatmak isterse, biz ona hakkaniyet adına yer veririz.
Cemaat’ten dostlarımın dediklerini anlatacağım ama önce izin verirseniz ben hükümet- Cemaat çekişmesi olduğunda tavrımın ne olacağını baştan net bir biçimde koyayım.
Eğer hükümetle Cemaat siyasi iktidar kavgasına girerse, Cemaat siyasi iktidarı paylaşmak isterse ben hükümeti desteklerim.
Hükümet, isterse MHP hükümeti olsun, benim için fark etmez.
Siyasi iktidara sadece siyasi aktörler, siyasi partiler talip olabilir, siyaset dışı bir güç siyasi iktidardan pay talep edemez, siyasi bir iktidar istiyorsa siyasi partisini kurar.
Eğer hükümet, devlette görevli insanları Fethullahçı diye fişlerse, onların hak ettikleri halde yükselmesine izin vermezse ben Cemaat’i desteklerim.
Çünkü herkes inancında özgürdür, buna kimse karışmaz, kimse kimsenin önünü inancından dolayı kesemez.
Eğer Cemaat’ten birileri devlet içinde geldikleri mevkileri, o mevkiin gereklerine göre değil de Cemaat’in isteklerine göre kullanmaya kalkarsa, bu yüzden işinden olursa, onu görevden alan hükümeti desteklerim.
Bunlar basit ve net hukuk kuralları, benim ölçüm bu kurallardır.
Şimdi gelelim dostlarımızın söylediklerine.
Elbette önce Ahmet Şık’la Nedim Şener’in olayını sordum.
Bir tanesinin cevabı çok net.
“Bunu yapanlar bizim cemaatten olamazlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.