Bazı insanların varlıkları, “insanların tanrının bir yansıması, bir parçası” olduğu inancını kanıtlıyor sanki.
Onlarda tanrıdan bir şeyler var.
Bunu görüyor, seziyor, anlıyorsunuz.
Ve, Steve Jobs gibi insanlar öldüğünde, onların geldikleri yere, parçası oldukları bütüne döndüklerini düşünüyorsunuz.
Jobs, bütün insanlığı, tanrının bütün parçalarını, hepsi farklı olan ama aynı zamanda bu farklılığa rağmen çok da benzeşen bütün insanları, birbirinden haberdar olan büyük bir aile haline getiren dâhilerden biri.
O ve onun gibiler, bütün düşmanlıklarımıza, parçalanmışlıklarımıza, ayrışmalarımıza, değişik kimlikler taşımamıza rağmen bize altı milyarlık bir aile olduğumuzu hatırlatıyorlar, hepimiz birbirimizi tanıyoruz, birbirimizi görüyoruz, birbirimizi öğreniyor, farklılığımız kadar benzerliğimiz olduğunu kavrıyoruz.
Onun neler icat ettiğini artık bütün dünya biliyor.
İnsanın cennetten kovulmasına yol açan o “ısırılmış elma”, insanın cenneti yeryüzünde bulabilmesi için atacağı adımların en önemlilerinden biri oldu.
İnsanlığın o müthiş “mükemmelleşme” macerasının en önemli merhalelerinden birini onun “elmasıyla” geçtik.
Yeryüzünde, kendi kendini değiştirebilen, geliştirebilen tek canlı türü olduğumuzu bir daha onun sayesinde anladık.
Bir köpekbalığına iki yüz elli milyon yıldır hiç değişmeyen “mükemmeliyetini” veren tanrı, insanı “eksikliğiyle” köpekbalığından daha üstün kılarak, ona kendi başına “mükemmelleşebilme” gücünü bağışladı.
O gücümüzü biz Steve Jobs gibi insanlar sayesinde kullanabiliyoruz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.