Kocaman açtığı gözleriyle Ceylan, bugün bu ülkede “savaşın simgesi” oldu.
Eğer savaş olmasaydı o küçük kız evinin önünde bir mermiyle vurulup parçalanmazdı.
Ceylan, binlerce insanı bizden kopartıp alan bu savaşın en masum ve en unutulmaz kurbanlarından biri olarak çakıldı herkesin hafızasına.
Onun yüzünü ve gözlerini kimse kolay kolay unutamayacak.
Her “savaş” dendiğinde hatırlayacağız onu.
Başbakan Erdoğan, “Kürt açılımından” ve barıştan söz ediyor.
Somut bir söz söyleyemiyor ama bütün toplumu ve geçmişi kucaklayacak konuşmalar yapıyor.
DTP Başkanı Ahmet Türk de barışın olmasını istiyor ama bu isteğini başarılı bir politika haline dönüştürmeyi beceremiyor.
Ne yazık ki Türk’ün partisi, Öcalan’ın defalarca “bu işi benim üstüme yıkmayın siz muhatap olun” demesine rağmen siyaset sahnesinde “barış açılımının” muhatabı olarak güçlü bir şekilde ayakta duramıyor.
Çocuk gibi “büyüklerimle konuşun” deyip kenara çekiliyor.
PKK’yı ya da Apo’yu adres gösteriyor.
Parlamento’da siyasi bir parti varken siyasi meseleleri konuşmak için neden bir muhatap aransın?
Barış, bazen savaştan daha fazla cesaret ve dirayet istiyor.
Ve, bu cesaretle bu dirayet DTP’de yok.
Erdoğan’ın da, AKP’nin de, Ahmet Türk’ün de, DTP’nin de samimiyetle barış istedikleri açıkça görülüyor bence.
Ama “savaş isteyenlerden” çekindikleri için somut adımlar atmakta zorlanıyorlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.