İnsanları, bazı küçük cümleler ele veriyor aslında.
Uzun konuşmalarda gerçek fikirlerini saklayabiliyorlar ama kısa cümleler “bilinçaltını” ortaya çıkarıveriyor.
CHP lideri Kılıçdaroğlu, Ergenekon sanığı Haberal’ın “adaylığını” savunurken esas kimliğini ortaya koyuverdi.
“Hayali ihracat sanığı değil ki Haberal” dedi.
Hayali ihracat sanığı olsa Haberal’ı aday yapmayacaktı.
Niye?
Çünkü “yüz kızartıcı” bir suçtan “sanık” olan biri CHP’ye yakışmazdı.
Ama “darbe hazırlamak, bu amaçla insanları öldürtmek, suikastlar düzenlemek, çete oluşturmak” suçundan “sanık” olan biri CHP’ye yakışırdı.
Haberal belki suçlu değildir.
Ama “hayali ihracattan” sanık olsaydı suçlu olup olmadığına bakmadan onu listeye almayacaklardı.
Demek ki önemli olan “suçlu” olup olmaması değil, “sanık” olması.
“Darbeciliği” yüz kızartıcı bir suç olarak görmüyor Kılıçdaroğlu.
Bir siyasi partinin lideri ama kafası “generallerin” kafasından milim farklı değil.
Generaller de, “darbe sanıklarını” resmen ziyaret etmişlerdi.
Onların “sanık” olduğu suçu “yüz kızartıcı” bulmuyorlardı çünkü.
Daha geçen hafta ordunun “Balyoz muhtırası” verdiği bir ülkede, bir siyasi parti lideri “ordunun” kafasıyla düşünürse, onun partisinden gerçek bir değişim ve demokrasi bekleyebilir misiniz?
Ben beklemem.
Yazının devamını okumak için tıklayın.