Suriye’de o bildik deyimle “geri sayım” başladı.
İki çok ciddi gelişme oldu.
Birincisi, muhalif güçler, Hava Kuvvetleri İstihbaratı denen ve bizdeki JİTEM üyelerinin “beyaz Toros” arabalarla dolaşması gibi “beyaz Kia”larla dolaşarak ölüm ve dehşet saçan kuruluşun binasını “roketle” vurdular.
Suriye ordusundan kaçan askerlerle komutanların katılımıyla güçlenen Suriye muhalefeti böylece “silahlı mücadeleye” girmiş oldu.
İstihbarat binasını “roketle” vurmaları da muhaliflere belirli güçler tarafından silah desteğinin başladığını gösteriyor.
İkincisi ise Fransa’nın Suriye’den büyükelçisini geri çekmesi.
Suriyeli yöneticiler “biz Libya değiliz” diyorlardı ama en azından bu başlangıç Kaddafi macerasının başlangıcına çok benziyor.
Bundan sonrası adım adım iç savaşa gitmektir.
Ne kadar sürer, hangi aşamalardan geçer bilemeyiz ama Esad’ın çöküşünün başlangıcını yaşadığımızı söyleyebiliriz.
İç savaşın başlamasıyla birlikte dünyanın da hem muhalif güçlere desteği, hem de Esad’a baskısı herhalde gittikçe artacak.
Çok önceden Suriye muhalefetini resmen destekleyen Türkiye’nin de, PKK’yla bağlantılı olduğundan kuşkulandığı Esad’ı sıkıştırmaktan geri kalmayacağı çok açık.
Arap Birliği zaten Suriye’nin üyeliğini askıya aldı.
Esad’ın etrafındaki çemberi ağır ağır daraltıyorlar.
Çember her daraldığında muhaliflere katılım da artacaktır sanıyorum.
Ortadoğu’daki dengeleri çok ciddi biçimde değiştirecek olan Suriye’deki gelişmelerden “iç politikaya” bir çengel attığımızda karşımıza CHP’nin politik körlüğü çıkıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.