1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:48
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 29.10.2008
Ahmet Altan
Cumhuriyet ve bayram
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Cumhuriyet ve bayram Ahmet Altan - Cumhuriyet ve bayram Ahmet Altan - Cumhuriyet ve bayram Ahmet Altan - Cumhuriyet ve bayram Ahmet Altan - Cumhuriyet ve bayram Ahmet Altan - Cumhuriyet ve bayram Ahmet Altan - Cumhuriyet ve bayram Ahmet Altan - Cumhuriyet ve bayram
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş aşamasındaki önemli günleri belirleyen bayramların ismi “resmî bayramlardır.”
Gerçekten de “resmî” bayramlardır bunlar.
“Resmî” kuruluşlar “resmî” törenler düzenlerler.
Fener alayları geçer, balolar yapılır, statlarda gösteriler olur.
Halk bunları seyreder.
Son zamanlarda Cumhuriyet Bayramları’na “özel” bir anlam yükleyen Kemalistlerin önderliğinde fener alaylarına kalabalıklar da katılıp sloganlarla, şarkılarla yürüyorlar.
Ama halktan kalabalıkların katılması bile bunları “resmiyetten” kurtaramaz.
Bu “bayramlar” halkın hayatına doğal bir şekilde girmezler.
Dinî bayramların doğallığı ve sıcaklığı yoktur “resmî” bayramlarda.
O “bayramlarda” görülen barışma havası, yakınlık, çocuksu sevinç, “resmî bayramlarda” yaşanmaz.
Niye peki?
Neden “resmî” bayramlar bir türlü resmiyetten kurtulmaz, neden insanlar o günlerde “bayram” etmez?
Dinî bayramlar çok uzun zamandan beri kutlandığı, kökleştiği, hayata yerleştiği, buna karşılık resmî bayramlar nispeten daha yeni olduğu için mi?
Cumhuriyet kurulalı 85 yıl oldu.
Bugün bu ülkede yaşayan insanların neredeyse yüzde doksanından fazlası cumhuriyetin içine doğdu.
Cumhuriyetin ideolojisiyle eğitildi.
Ta çocukluğundan beri bu bayramları kutladı.
Bunca zaman niye yetmedi bu bayramların doğallaşmasına?
Burası çok dindar bir ülke olduğu için mi dinî bayramlar, gerçek bayramlar gibi coşkuyla yaşanıyor?
Dindar olmayanlar bile bu bayramları bayram gibi yaşar.
Sadece sokaklarda dolaşmak yeter bunu anlamaya.
Bir barış ve sevinç vardır.
Eğer dünyanın her yerinde “resmî bayramlar” resmî bayram gibi kutlanır desek...
Bilebildiğim kadarıyla Fransızlar 14 Temmuz’u, Amerikalılar da 4 Temmuz’u coşkuyla, sevinçle, şarkılarla, ziyafetlerle, bizim dinî bayramları kutladığımız gibi kutlarlar.
Biz niye öyle kutlamayız peki?
Niye bu bayramlar bir türlü “halkın bayramı” olmaz da “devletin bayramı” olarak kalır?
Niye halk hep seyircidir?
Niye halk bu bayramları bir türlü benimsemez?
Bu resmî bayramlardan birini ya da birkaçını kaldırsak, tatil günlerinin eksilmesi karşısında yükselen homurtu dışında, kaç kişi bu bayramın eksikliğini hayatında hisseder?
Neredeyse hiç kimse.
Niye?
Niye bütün bu bayramlar “devletin” bayramı olarak kaldı?
Sanırım sadece bu bayramlara bakmak, bunların yaşanma ve algılanma biçimini incelemek bile bu ülkede devletle halkın ilişkisi hakkında bir ipucu verir.
Burada devlet ve halk iki ayrı şey.
Hiçbir zaman bütünleşememiş.
Bayramları bile farklı.
Cumhuriyet, halkın cumhuriyeti olamadı hiçbir zaman.
Cumhuriyet dediğiniz, bir hanedanın olmadığı, iktidarın babadan oğla geçmediği ve kaynağının bir “kutsallıkta” değil halkta arandığı bir rejim.
Peki, size bir şey sorayım.
Eğer ikisi de aynı biçimde yönetiyorsa, aynı sertlikle halkı eziyorsa, bir kralla bir cumhurbaşkanı ya da başbakan arasında halk açısından nasıl bir fark vardır?
İktidar padişahtan oğluna geçmeyecekse ama iktidara gelen herkes padişah gibi yönetecekse, cumhuriyetle monarşi arasında halk nasıl bir fark görecek?
Cumhuriyet, monarşiden de meşrutiyetten de iyidir.
Ama tek başına bir anlam taşımaz.
Cumhuriyet, halkı yönetime gerçekten katmazsa, halkı özgürleştirmezse, demokratikleşmezse, hiçbir değeri yoktur.
Bunu klasik bir soruyla anlatırlar hep.
İngiltere gibi bir krallıkta mı yaşamak istersiniz, Yemen gibi bir cumhuriyette mi?
Hangisinde halk daha mutludur, daha özgürdür, iktidarın gerçek sahibidir?
İngiltere cumhuriyet değildir ama orada halk daha özgürdür.
Çünkü orada hukuk ve demokrasi vardır.
Türkiye bir cumhuriyet ama burada Anayasa Mahkemesi, anayasayı rahatça çiğneyebiliyor.
Halk bu zorbalığı durduramıyor.
Böyle bir durumda yönetimin cumhuriyet ya da krallık olmasının önemi ne?
Zorba bir kral olmasıyla, zorba bir Anayasa Mahkemesi olması arasında halkın sevineceği, kutlayacağı, coşacağı nasıl bir fark var?
Hiçbir fark yok.
Çünkü demokrasisiz cumhuriyet, halkın hiçbir işine yaramaz
Kral halkı yönetimden ne kadar uzak tutuyorsa, onu ne kadar eziyorsa, demokrasisiz bir cumhuriyet de halkı iktidardan o kadar uzak tutar, o kadar ezer.
Burada da bunu yapmıştır.
Göstermelik bir demokrasi taklidinin cumhuriyete daha sonradan eklenmesi de durumu değiştirmemiştir.
Seçimlerin falan yapıldığı bir göstermelik demokrasisi de bulunan bir cumhuriyette yaşıyorsunuz, hadi kendi ülkenizle ilgili görüşlerinizi açıkça söyleyin de görün bakın ne oluyor.
Halk bunun çok bilinçli bir şekilde olmasa da sezgisel olarak farkında.
Onun için resmî bayramlar sadece resmî…
Ama bayram değil.
Onun için kimse bir sevinç, coşku, kardeşlik, huzur hissetmiyor bu bayramlarda.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başörtüsü - 02.09.2010
  2. Mantık - 01.09.2010
  3. Aleviler - 31.08.2010
  4. Yargısız - 29.08.2010
  5. Çatlarken - 28.08.2010
  6. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  7. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  8. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
  9. Maksatlı ve manipüle edici... - 24.08.2010
  10. Genelkurmay açıklaması - 22.08.2010
  11. Bölünmek - 21.08.2010
  12. Sorun - 20.08.2010
  13. Faili meçhuller ve Ergenekon - 19.08.2010
  14. Ey siz sahipsizler... - 18.08.2010
  15. Devlet - 17.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Cumhuriyet ve bayram - Ahmet Altan
03.09.2010 06:48:49