1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:51
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 20.09.2008
Ahmet Altan
Cunta mı?
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Cunta mı? Ahmet Altan - Cunta mı? Ahmet Altan - Cunta mı? Ahmet Altan - Cunta mı? Ahmet Altan - Cunta mı? Ahmet Altan - Cunta mı? Ahmet Altan - Cunta mı? Ahmet Altan - Cunta mı?
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Çok tuhaf iddialar var.

Bu iddiaların bazıları resmen doğrulanıyor, bazıları henüz doğrulanmıyor.

Amerikan Konsolosluğu’na yapılan “El Kaide” saldırısının aslında bir Ergenekon operasyonu olduğu polis tarafından da söyleniyor.

PKK’nın üstüne yıkılan Güngören ve Selimiye saldırılarının da Ergenekon işi olabileceği ise henüz doğrulanmayan iddialar arasında.

Sanki her yerde Ergenekon’un işaretleri gözüküyor.

Şu bazıları tarafından “küçümsenen” örgüt tarafından yani.

Bombalamaların dışında örgütün başka hedefleri olduğu da anlaşılıyor.

Yeni bir 28 Şubat yaratmak istiyorlar.

Son tutuklananlar arasında 28 Şubat kahramanlarının bulunması da, “dinci” olarak tanınan kesimden birilerinin adının bu olaylara karışması da yeni bir arayış olduğu görüşünü doğruluyor.

Çünkü bu son operasyonla 28 Şubat’ın aktörleri biraraya toplanıyor.

“Dinci” görünüşlü birileri, askerler, “şaşırtıcı sahneler” yaratmakta uzman olmuş kişiler.

Tabii bunların arasında en ilgi çekici olanları teğmenler.

Emekli orgeneraller Eruygur ile Tolon’a resmî ziyaretçi gönderecek kadar “biz adamımıza sahip çıkarız” mesajı vermeye meraklı bir Genelkurmay Başkanı’nın döneminde beş “muvazzaf” teğmenin gözaltına alınması kolay değil.

Bu teğmenler gözaltına alınabildiyse, bu ancak polisin Genelkurmay’ı “ikna” edecek kadar sağlam belgeler göstermesiyle mümkün olmuştur.

Başka türlüsü mümkün görünmüyor.

Ama tabii burada yeni bir soru çıkıyor ortaya.

Bu gencecik teğmenleri kim yönlendirdi?

Askerlikle ilgili biraz bilgisi olan herkes, beş teğmenin öyle tek başlarına hareket edemeyeceğini bilir.

Birisi onları bu yola sokmuş olmalı.

Onlar kim?

“Yüzbaşılar” deseniz, “onları kim yönetti” sorusu gelecek.

Bu zincir böyle yukarı doğru tırmanacak.

Çünkü hepimiz ordu içindeki grupların ya da daha iyi bilinen ismiyle “cuntaların” mutlaka “yüksek” rütbeli birini aradıklarını biliyoruz.

O zaman, “beş teğmenle başlayan zincir nereye kadar uzanıyor” sorusu kaçınılmaz olarak akla geliyor.

Ergenekon’un ordu içindeki parçasının uzantıları kimler?

Bu sorudan kurtulmak mümkün olmayacak.

Eğer yarın bir gün “o beş teğmenin hiçbir suçu yoktu” derseniz, Genelkurmay Başkanı’na “o zaman o gençleri niye polise teslim ettin” diye sorar ordu.

“Onlar suçluydu” derseniz, o zaman da “onların komutanı kim” diye sorulmasını önleyemezsiniz.

Çok yıldızlı generaller ordu içinde olup bitenleri mutlaka biliyordur.

Bir general için en büyük eleştiri “astlarına sahip olamamaktır” herhalde, onun için hepsi astlarını iyi kontrol ederler.

Olanları izlerler.

Beş teğmenin macerasını da yakından bildiklerine eminim.

Bilemediğim şu:

Bu çocukları feda edip gerisini kapatmaya mı uğraşacaklar?

Yoksa bütün zincir ortaya çıkacak mı?

Ergenekon, ordunun “bir parçasını” içinde taşımakla övünebileceği bir örgüt değil.

Neşe Düzel’le yaptığı röportajda Adil Gür de söylemişti, “Ergenekon ordunun itibar kaybetmesine yol açtı” diye.

O itibarı yeniden kazanabilmesi için Ergenekon’la ilgili bütün gölgelerden kurtulması gerekiyor ordunun.

Bütün gölgelerden.

En büyüklerinden bile.

Oraya buraya bombalar atan, insanları öldüren, polisleri katleden bir örgütün uzantılarının ordunun içinde barındığına dair inançlar, ordu-halk ilişkilerini onarılmaz biçimde zehirler.

27 Nisan muhtırasıyla büyük bir hata yaptı ordu.

Çok ağır bir cevap aldı.

Ben o dönemde Anadolu’da dolaştım.

İnsanların nasıl konuştuklarını kulaklarımla duydum.

Ordunun da bunları duymamış olmasına ihtimal vermiyorum.

Zaten bu kadar yaralıyken bir de Ergenekon’u taşıyamazlar.

Hangi halk, “bombacıların” ordu tarafından korunduğu fikrine tahammül gösterir?

Hiçbir yerde öyle bir halk yoktur, bu ülkede de yok.

O beş genç teğmen çok genç.

Çok tecrübesizler.

O çocukları mahveden birileri olmalı.

Onlar ortaya çıkarılmalı.

Bırakın Ergenekon’u falan, sadece bu beş genç adamı bu işlere itmek bile ağır bir suç.

“Büyükleri” o teğmenleri bu hatadan koruyamadıysa bari alacakları tedbirlerle, verecekleri cezalarla diğerlerini kurtarmalı.

Arındırmalılar orduyu.

Halkına saygılı, disiplinli bir ordumuz olmalı.

Korkutucu olmak yerine saygıdeğer olmak bir orduya daha çok yaraşır.

Saygıdeğerlik de, dürüstlükle, hakkaniyetle, adaletle ele geçer.

Belki yanılıyorum ama beş teğmenin arkasında bir “cunta” gölgesi seziliyor.

Ordu, bu gölgeden temizlenemezse bu bir daha bu halkla kolay kolay barışamaz.

Korkutmaya çalışmak da işe yaramaz.

Korkmaktan bıktı çünkü bu halk.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başörtüsü - 02.09.2010
  2. Mantık - 01.09.2010
  3. Aleviler - 31.08.2010
  4. Yargısız - 29.08.2010
  5. Çatlarken - 28.08.2010
  6. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  7. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  8. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
  9. Maksatlı ve manipüle edici... - 24.08.2010
  10. Genelkurmay açıklaması - 22.08.2010
  11. Bölünmek - 21.08.2010
  12. Sorun - 20.08.2010
  13. Faili meçhuller ve Ergenekon - 19.08.2010
  14. Ey siz sahipsizler... - 18.08.2010
  15. Devlet - 17.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Cunta mı? - Ahmet Altan
03.09.2010 06:51:37