Belki de soruyu böyle sormalıyız.
Burada daha güzel bir hayat sürebilir miydik?
Burada daha güzel bir hayat sürebilir miyiz?
Hepimiz biliyoruz ki sürebilirdik.
Sürebiliriz.
Bunun nasıl bir hayat olabileceği konusunda bir fikrimiz var.
Hiç bir baskıya uğramadan rahatça sere serpe yaşayacağımız bir hayat, inançlarımızın sorgulanmayacağı, düşüncelerimizin korkusuzca ifade edileceği, çocuklarımızın geleceğinden endişe etmeyeceğimiz, işsizlikten bunalmadığımız, gelirin adaletli bir şekilde dağıtıldığı, zenginleştiğimiz, adalete güvendiğimiz, devletin içinden çetelerin çıkmadığı, yarınımızdan emin olduğumuz, savaşsız, dövüşsüz, kansız, huzurlu bir hayat.
Böyle bir hayat işte.
Bizim hayatımız böyle olabilir mi?
Olabilir elbette.
Tabii, bizim böyle yaşamamıza engel olanlar var.
Tabii, bizim hepimizi tek bir kalıptan dökmek, hepimizi itaatkâr kullar haline getirmek isteyenler var.
Tabii, bizi ezerek güç ve para kazanmaya uğraşanlar var.
Tabii, bizi savaşlarda perişan ederek kendi mertebelerini yükseltmeye çabalayanlar var.
Var tabii bunlar.
Zalimler ve zulmediyorlar.
Ama bütün suçu onlara mı yükleyeceğiz?
Önce bir kendimize bakmamalı mıyız?
Neden onların bize zulmetmesine izin veriyoruz diye sormamalı mıyız?
Nasıl oluyor da küçük bir azınlık bu ülkenin çoğunluğunu baskı altında tutuyor?
Niye bu soruyu hiç sormuyorsunuz?
“Silahları var” mı diyeceksiniz?
Silah, kalabalıklardan destek bulmazsa bir işe yaramaz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.