Sanırım bunların epeyce bir kısmı aslında kendini tanımıyormuş.
Belki de samimiyetle “demokrat” olduklarını zannediyorlarmış.
Şimdi, “demokrat” değil de düpedüz “askerci”, “halk düşmanı”, “azınlık sultası” destekçisi olduklarını görmek onları sarsmış.
Hem darbe anayasasını, “yüksek yargının” halkın iradesini budamasını, siyaseti geriletmesini, askerle elele “haksız bir iktidarı” sürdürmesini istiyorlar, hem de “demokrat” görünmeye çalışıyorlar.
Bunu nasıl yapacaklarını çok merak ediyorum.
Her gün okuyorum gazeteleri.
Biraz kalpsizce biliyorum ama bu zavallı kıvranmaları beni eğlendiriyor.
“Demokrat olmadan demokrat olmak” gibi bir ucubeliği savunabilmek için yaptıkları zihinsel figürler bende sirke gitmiş bir çocuğun merakını uyandırıyor.
Acaba nasıl yapacaklar diye izliyorum onları.
Öyle zor pozisyonlara sokuyorlar ki kendilerini, bazen bir yerlerini sakatlayacaklar diye de endişeleniyorum.
Hani bazen şöyle kimseye çaktırmadan eğilip kulaklarına, “öyle yapma çocuğum, sakatlanacaksın” demek geçiyor içimden.
Halbuki demokrat olmak zor bir iş değil.
Demokrat olmak yeter bunun için.
Bu da basit sorular sormakla sağlanır.
Şu Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu var ya, hani çıkıp çıkıp “kendimiz için bir şey istemiyoruz sadece hukuku korumak istiyoruz” diyen kurul, onlara bir soru soracaksın.
“Neden Genelkurmay Başkanı’nın emriyle bir savcıyı meslekten attınız?”
Sorun bu soruyu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.