Bu davadaki savcıların görevden alınması, şimdilik, olayların gelişmesini engellemeyecek gibi gözüküyor.
Davaya yeni atanan savcı da, hükümetin önemli bir üyesinin “ortağı” olduğu söylenen AKP Kırıkkale Belediye Başkanı’nı “şüpheli” olarak sorguya çağırdı.
Belediye Başkanı, sanıklara “bilgi sızdıran bir köstebek” olmakla suçlanıyor.
“Köstebek” olmasından kuşkulanılan diğer iki isimden birinin de “aynı bakanın” eski özel kalem müdürü olduğu iddialar arasında.
Şunu itiraf edeyim ki Deniz Feneri davasında “davanın özü”, yani “yolsuzluk” iddiaları değil benim asıl ilgimi çeken.
Ben, siyasetin bu davada hukuka müdahale etmiş olmasından kuşkuluyum.
Bu kuşkunun temel nedeni de savcıların, “köstebeklerin” kimliklerini saptadıkları ve onları sorguya çağırmaya hazırlandıkları sırada görevden alınmış olmaları.
Görevden alınmaları için izin de aynı zamanda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanı olan Adalet Bakanı tarafından veriliyor.
Savcıların görevden alınmasının “resmî” nedeni ne?
Evrakta tahrifat yapmaları.
Nasıl tahrifat yapmışlar?
Mahkeme, zanlıların ortak oldukları şirketlerdeki “ortaklık paylarına” el konulmasına karar vermiş ama aynı kararda “zanlıların ortak oldukları şirketlerin mal varlıklarına el konulması” isteğini, “zaten ortaklık paylarına el koyduğum için ayrıca böyle bir karara gerek yoktur” diye reddetmiş.
Yazının devamını okumak için tıklayın.