1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:46
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 11.07.2008
Ahmet Altan
Dindarlar ve demokrasi...
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Dindarlar ve demokrasi... Ahmet Altan - Dindarlar ve demokrasi... Ahmet Altan - Dindarlar ve demokrasi... Ahmet Altan - Dindarlar ve demokrasi... Ahmet Altan - Dindarlar ve demokrasi... Ahmet Altan - Dindarlar ve demokrasi... Ahmet Altan - Dindarlar ve demokrasi... Ahmet Altan - Dindarlar ve demokrasi...
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Yeni dostluklar, yeni ittifaklar, yeni terkipler oluşturmak zorunda olduğumuz zamanlardan geçiyoruz. Ama geçmiş kızgınlıklar, kuşkular, alınganlıklar da yakamızı bırakmıyor. Allen’ın, “dostça omzuna vurdum altında yarası varmış” dediği durumları sık sık yaşıyoruz, dostça dokunduğumuz birçok omuzun sahibinden bir çığlık yükselebiliyor. Dün, “cinayet işlemek büyük bir günahken, cinayeti işleyenler Müslüman olunca, bu günah ‘sevaba’ mı dönüşüyor? Eğer biz bu ülkede hep birlikte demokrat ve özgür bir sistem kuracaksak, dindarlarımızın bu sorulara gür bir sesle cevap vermesi gerekiyor bence” diye yazmıştım. Çok mail aldım. Ama, epeyce kırgın bir tanesi çok ilgimi çekti. “Ey sevgili dindarlar, sizin hakkınızı savunuyorum ama şüphelerimin giderilmeye çok ihtiyacı var. Ve madem ben sizleri savunuyorum (hak edip etmediğinizden emin olmamakla beraber) siz de şunu bunu yapmalı cinayetle, pedofili ile yeryüzünün bütün lanetleri ile mesafe koymalı, önümüze çıkan her olayda Müslümanlık bu değil, merhamet dinidir diye avaz avaz bağırmalısınız. Bu beklentinin karşınızdakine nasıl bir zül olduğunun farkında mısınız? Bitmez tükenmez samimiyet sorguları, kendi gerçeğinizle yüzleşin durumları.” Hafifçe terleyip yüzümün kızardığını hissettim. Böyle algılanabileceğimi hiç düşünmemiştim. “Ben sizin hakkınızı koruyorum” gibi bir ses tonum mu var gerçekten? Bir yazar yanlış anlaşılıyorsa kabahati önce kendinde aramalı. Demek iyi anlatamamışım. İzin verirseniz daha keskin ve daha net anlatmaya çalışayım. Ben, bu ülkedeki dindarlar içtenlikle katılmadığı sürece demokrasi olabileceğine inanmıyorum. Kemalistlerin kurduğu ve egemenliği asla elden bırakmadığı bu ülkede özgürlüğün ve demokrasinin ancak dindarların, solcuların, Kürtlerin bir araya gelmesiyle ele geçirileceğini düşünüyorum. Demokrasi istemeyen Kürtler, dindarlar, solcular olduğunu da biliyorum. Dindarların dindarlardan, Kürtlerin Kürtlerden, solcuların solculardan ayrılacağı bir zamandayız. “Bizi kendi cemaatlerimizden” ayıracak ve başka “cemaatlerle” birleştirecek ölçü “demokrasi, insan hakları ve özgürlük” olmalı fikrindeyim. Benim gibi insanlar kendi ırklarından, sınıflarından, eski fikirdaşlarından çoktan koptular, “demokrasi” istemeyen hiçbir ırkdaşımızla, sınıfdaşımızla, eski fikirdaşımızla bir ortaklığımız yok artık. Bizim dostlarımız, her ırktan, her inançtan, her sınıftan demokrasiye inanan insanlar. Benim gibi insanlar “demokrasiye” bağlılıklarını neredeyse her gün, her gün defaatle beyan ediyorlar. Faşist solcuların, faşist dindarların, faşist Kürtlerin olduğu bir ülkede, demokrasiden yana olan insanların bunu sürekli yapması gerekiyor. Bizi “faşist” benzerlerimizden ayıracak olan bu istek ve bu beyandır. Bir solcu, bugün darbeyi destekleyen bir solcudan kendini nasıl ayıracak? Demokrasi isteğiyle ve bunu söylemesiyle. Artık kendimizi sadece “solcu”, “dindar” veya “Kürt” olarak tanımlamamız yetmiyor, bu tanımların başına, eğer gerçekten demokrasi istiyorsak, “demokrat” kelimesini de eklemek zorundayız. Kendilerini dindar olarak tanımlayanlar ise bunu diğerlerinden daha güçlü ve daha fazla yapmalılar. Bunun iki temel nedeni var bence. Birincisi, bu ülkenin “kırılma noktası” onların üstünden geçiyor. Dindarlar demokrasiye gönülden inanmadıkça, bunun gereklerini yerine getirmedikçe bu ülkeye demokrasi tam anlamıyla yerleşemez. Demokrasi dediğiniz de, kendinize benzemeyenin hakkını kendi hakkın gibi savunmaktır. Şimdi söyleyeceğim ikinci neden ise dindar dostlarımı biraz üzecek. Dindarlar, kendilerine benzemeyenlerin, kendi “cemaatlerinden” olmayanların haklarını çok uzun zaman savunmadılar. Solcular işkencelerden geçerken seslerini çıkarmadılar. Kürt köyleri yakılırken ağızlarını açmadılar. Başka mezheplerden olanlar hırpalanırken sessiz bir onayla arkalarını döndüler. Dünyanın çeşitli yerlerinde insanlar “Müslümanlık” adına cinayetler işlerken çığlık çığlığa bağırarak karşı çıkmadılar. “Kendilerine benzemeyenlerin” özgürlükleriyle ilgilenmediler, sadece kendi cemaatlerinin özgürlüklerine önem verdiler. Bilmiyorum aranızda “hayır, öyle olmadı” diyecek kimse var mı? Biz bugünkü rejimin geçmiş günahlarını kabul etmesini isterken, kendi günahlarımızı saklamaya, bunları geçiştirmeye çalışırsak dürüst ve içten olmayız. Dindar dostlarımız beni bağışlasın ama solcularla Kürtlerin size “helal” etmesi gereken bir hak var üstünüzde. Aynı şeyi siz de onlar için söyleyebilirsiniz. Onlar da sizin acılarınıza aldırmadılar. Onların da sizden bir helallik dilemesi gerekiyor. Hep birlikte eziliyoruz bu ülkede. İsterseniz, “biz bu ülkeyi ele geçirir, kendimize benzemeyenleri zorla kendimize benzetiriz” diyerek bugünkü Kemalistlerin zorba görüşlerini aynen paylaşır, dinci Kemalistler haline gelir ve Kemalistlerle iktidar için dövüşürsünüz. Ya da hem kendiniz için hem de size benzemeyenler için demokrasi istersiniz. Kimsenin dininden, ırkından, fikrinden dolayı baskı altına alınmadığı mutlu ve özgür bir ülke kurulur burada. Eğer ortak bir mutluluğu ve özgürlüğü istiyorsanız, “demokrasiyi” her gün, her gün vurgulamalısınız, bunu sizden bekler size benzemeyenler. Gücünüzü ve geçmişinizi düşündüğünüzde bu beklentiden gocunmamalısınız. Ayrıca, alıngan okuyucuma ve onun gibi düşünen dostlarıma şunu da söyleyeyim, “ben sizin hakkınızı koruyorum” demiyorum ben. “Birbirimizin hakkını koruyalım” diyorum. Benim söylediğim bu. Söylemeyeyim mi?  

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başörtüsü - 02.09.2010
  2. Mantık - 01.09.2010
  3. Aleviler - 31.08.2010
  4. Yargısız - 29.08.2010
  5. Çatlarken - 28.08.2010
  6. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  7. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  8. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
  9. Maksatlı ve manipüle edici... - 24.08.2010
  10. Genelkurmay açıklaması - 22.08.2010
  11. Bölünmek - 21.08.2010
  12. Sorun - 20.08.2010
  13. Faili meçhuller ve Ergenekon - 19.08.2010
  14. Ey siz sahipsizler... - 18.08.2010
  15. Devlet - 17.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Dindarlar ve demokrasi... - Ahmet Altan
03.09.2010 06:46:19