1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:37
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 21.04.2009
Ahmet Altan
Direk ve kıymık
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Direk ve kıymık Ahmet Altan - Direk ve kıymık Ahmet Altan - Direk ve kıymık Ahmet Altan - Direk ve kıymık Ahmet Altan - Direk ve kıymık Ahmet Altan - Direk ve kıymık Ahmet Altan - Direk ve kıymık Ahmet Altan - Direk ve kıymık
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Bu da bir yetenek.

Bir direğin üstündeki kıymığın, o direkten daha büyük ve daha önemli olduğunu söyleyebilmek ve taraftar bulmak öyle kolay bir iş değil.

Bunun için onları kutlamalıyız önce.

Şimdi ortada adına “Ergenekon” denilen kocaman bir direk var.

Bir de bu direğin üstündeki kıymıklar.

Türkan Saylan’ın görüntüsü bir kıymıktı.

İşin özü değil, görüntüsüydü insanın gözüne batan.

Cüzam konusunda büyük mücadeleler vermiş hasta bir kadının evinin aranması, görüntüsüyle insanı huzursuz ediyordu.

Böyle bir şey olmasın istiyordunuz.

Ama özüne baktığınızda, “hukuksuz” bir iş olmadığını görüyordunuz.

Saylan’ın yönetimindeki kuruluş, çocukları fişliyor, üstelik darbeci kuruluşlarla da ciddi ilişkileri bulunuyor.

Öyle bir yer ve o yerin yöneticisinin evi aranır.

Ama “görüntü” insanın içini sızlatıyor, sızlatmaması da mümkün değil.

Değil de, hayat da sadece “görüntü” değil, o görüntünün bir de arka planına bakmalı.

Orada bir haksızlığa ve hukuksuzluğa rastlamıyorsunuz.

Tijen Mergen meselesi biraz daha farklı.

Türkan Hanım’ın Ergenekoncularla şöyle ya da böyle bir ilişkisi olduğu biliniyor, Mergen’in böyle bir ilişkisinin işaretleri ise ortada yok.

Mergen’in gözaltına alınması keyfî bir davranış izlenimi yaratıyor.

Sebep ne olursa olsun, kimse kimseyi “canı istediği” diye, bir belgeye, bir kanıta dayanmadan gözaltına alamaz.

Böyle bir uygulama sonuna kadar eleştirilmeli.

Polis ya da savcı Mergen’in gözaltına alınma nedeni olarak ortaya bir belge koyana kadar da bunu eleştirme hakkını herkes kullanır, kullanmalı.

Ama bu iki olay, “direğin” üstündeki kıymıklar.

Ve, bir haftadan beri medya bizi “kıymığın” direkten önemli olduğuna inandırmaya çalışıyor.

Kıymıkları temizlemeli, onların insanın vicdanına batmasını engellemeliyiz.

Ama direği de unutmamalıyız.

O direk, darbe girişimlerinden, cinayetlerden, suikastlardan, cephaneliklerden, toplumun içine yayılan gizli örgütlerden, planlardan, çetelerden, fişlemelerden oluşuyor.

Bir ucu Ergenekon’un içine giren JİTEM’in Güneydoğu’da işlediği cinayetler, ölüm kuyularına attığı kurbanlar duruyor önümüzde.

Kıymıklardan şikâyet ederken bu “cinayetleri” unutacak mıyız?

Yok mu sayacağız?

Bir “şeriatçı” eylemi olarak sunulan, gazetelerin çarşaf çarşaf yazılarla “irticanın ayak sesleri” olduğunu iddia ettiği Danıştay Cinayeti dün Ergenekon davasına dahil edildi.

“Allah’ın askeriyim” diye bağırdığı söylenen katilin Ergenekon’un tetikçisi olduğuna kani olan mahkeme, dosyayı Ergenekon davasına ekledi.

Direk bu işte.

Bir Danıştay yargıcını öldürtüp, suçu “şeriatçıların” üstüne atmak, görmemiz gereken direk.

Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bombalarla, Ergenekon cephaneliğinden çıkan bombaların aynı kafile numaralarına sahip olması, toplumun canevine kadar giren direk.

Devletin içinde bir başka “devlet” örgütlenmiş.

Cinayetler işlemiş.

Adamlar öldürmüş.

Kendine devletin içinden ve toplumun her kesiminden yandaşlar bulmuş.

Önemli bir kısmı hâlâ dışarıda ve bu davayı önleyebilmek için elinden gelen her şeyi yapıyor.

Medyanın önemli bir kısmı da onlara yardım edebilmek için kendini parçalıyor.

Gerçeği, o koca “direği” saklamaya uğraşıyorlar.

Danıştay cinayeti, “Ergenekon davasının” bir parçası olarak yeniden yargının önüne çıkacak.

İlişkiler bir daha gözden geçirilecek.

Bakalım görelim şimdi, Danıştay yargıcının Ergenekon tarafından öldürülmüş olma ihtimali, medyayı direğin üstündeki “kıymıklar” kadar ilgilendirecek mi...

Yoksa “Danıştay cinayeti” diye fısıldayıp, “Türkan Hanım” diye bağıracaklar mı?

Sonsuz, sınırsız, arsız bir kurnazlıkla davranıyorlar.

Bütün bu darbe girişimlerini, cinayetleri, örgütleri, ölüm kuyularını sadece “AKP’ye muhalefet” diye sunabilmek için insanın gerçekten ar damarının çatlamış olması gerekiyor.

Cinayete, “muhalefet” mi diyorsunuz siz?

Kürtleri öldürüp kuyulara atmak “muhalefet” mi?

Her yere cephanelikler gömmek “muhalefet” mi?

Karargâh Evleri kurmak “muhalefet” mi?

Bombalar atmak “muhalefet” mi?

Bir siyasi partiye siyasetle “muhalefet” edilir, cinayetle değil.

Bir siyasi partiye siyasetle “muhalefet” edilir, darbeyle değil.

Türkiye, darbelerden, cinayetlerden kurtulmak zorunda, kurtulacak da.

Ortada “direk” gibi cinayetler duruyor.

Elimize batan “kıymıkları” temizlemeliyiz, bunlara karşı çıkmalıyız ama kıymığın direkten büyük olmadığını da bilmeliyiz.

Kıymık elimize batıyor ama “direk” öldürüyor.

O tabutlar, öldürülmüş insanların o kemikleri sizi Türkan Hanım’ın “kırmızı mendili” kadar ilgilendirmiyorsa, bu, sizin vicdanınızın o mendil kadar olmasındandır.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başörtüsü - 02.09.2010
  2. Mantık - 01.09.2010
  3. Aleviler - 31.08.2010
  4. Yargısız - 29.08.2010
  5. Çatlarken - 28.08.2010
  6. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  7. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  8. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
  9. Maksatlı ve manipüle edici... - 24.08.2010
  10. Genelkurmay açıklaması - 22.08.2010
  11. Bölünmek - 21.08.2010
  12. Sorun - 20.08.2010
  13. Faili meçhuller ve Ergenekon - 19.08.2010
  14. Ey siz sahipsizler... - 18.08.2010
  15. Devlet - 17.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Direk ve kıymık - Ahmet Altan
03.09.2010 05:37:03