Yeryüzü, eğer eskiden inanıldığı gibi öküzün boynuzları üstünde dursaydı ve öküz kafasını sallasaydı, ancak bu kadar sallanabilirdi.
Dipten doruğa bir sarsıntı yaşanıyor.
Yaşananlarla ilgili çeşitli yorumlar var.
Ben dünyanın kabuk değiştirdiğine, eski bir çağdan sıyrılıp yeni bir çağa geçtiğine inanıyorum.
Tabii bu öyle kolayca gerçekleşecek bir iş değil, sarsıntısı, sancısı derin oluyor.
İnsanoğlunun aklının bir yanı, yeni bir çağı hazırlıyor ama aklının diğer yanı eski alışkanlıklarından kopmakta zorlanıyor.
Hem yeniliği arzuluyor hem yeniliğe ayak uydurmakta sorunlar yaşıyor.
Bu hep böyle olmuş.
Şimdi de böyle oluyor.
İnsanların para kazanma biçimlerinin değişeceği bir dönemin başlangıcında olduğumuzu sanıyorum.
Bedenimizden ziyade beynimizle para kazanacağımız bir dönem olacak bu.
Bütün alışkanlıkların, ilişkilerin, eğitim anlayışının, iş yapma tarzının, toplumsal yapının, sınıfların değişmesi anlamına geliyor bu.
Eski klişelerin de anlamsızlaşacağı bir çağ.
İnsan zihni yeni bir düşünce biçimine alışmak zorunda kalacak.
Sanırım esas sorun da burada çıkacak.
Türkiye, bu “parasal” sarsıntıyı nispeten kolay atlatıyor gibi gözüküyor.
Fakirlik bu konuda işimize yaradı.
Zenginlerin, kolay para kazanmayı amaçlayan kurnaz oyunlarına katılamadık ve bu sayede onların kaybının büyük ortaklarından olmadık.
Banka sistemini daha önceki krizde sağlamlaştırmış olmamız da bize çok yardımcı oldu.
Bugün yaşanan mali krizi biz de bazı hasarlarla atlatacağız.
Gelişmiş dünya, yeni çağın gereklerine uygun önlemler alıp yapısal değişikliklerden geçecek.
Silahtan ve petrolden para kazanmanın yerini bilgisayarlardan, uzay teknolojisinden, hizmet sektöründen para kazanmak alacak.
Yazının devamını okumak için tıklayın.