Birçok dostumuzun da aralarında bulunduğu bir yazarlar grubunun bir görüşü, daha doğrusu olayları değerlendirme konusunda bir yaklaşımı var.
“Biz” diyorlar, “devletle mücadele eden bir örgütü eleştirmeyiz, devleti eleştiririz”.
İtiraf edeyim ki bu görüşü tam anlamıyorum.
Gazete yazarları hangi amaçla eleştirir?
Eleştiri, bir “kötüleme, karalama” yöntemi midir yazarlar için yoksa gördükleri bir hatanın düzeltilmesini istemek midir?
“Eleştirilecek ve eleştirilmeyecek kuruluşlar” diye kategorilere ayırmaya başlarsak, bu, “eleştirinin dürüstlüğünü ve objektifliğini” yaralamaz mı?
“Sadece şunları eleştiririm” dediğinizde ve bazılarını “asla” eleştirmeyeceğinizi söylediğinizde, eleştirdikleriniz sizin dürüstlüğünüze inanır mı?
Eğer eleştiriyi bir “kötüleme, karalama, zor duruma düşürme” aracı olarak görüyor ve kullanıyorsanız, bu, sizin iyi niyetinizi kuşkulu hale getirir, yok eğer eleştiriyi bir “uyarı, yardım, aklının erdiğince yol gösterme” olarak görüyorsanız, o zaman da “ben sadece devlete yardım eder, ona yol gösterir, önerilerde bulunurum” demek de fazla devletçi bir tutum olur.
Nereden bakarsanız bakın, “ben sadece devleti eleştiririm” tavrı entelektüel bir tutarlılık taşımaz.
“Ben devleti asla eleştirmem” ile “ben devletten başkasını asla eleştirmem” anlayışları arasında dürüstlük açısından hiçbir fark yoktur bence.
İki tavırda da eleştiriyi bir “kötüleme” aracı olarak kullanıyorsun demektir, iki tavırda da bazı düşüncelerini saklıyorsun demektir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.