Başbakan Erdoğan, Ortadoğu’da çok başarılı bir geziyi sürdürürken gündeme “PKK-MİT görüşmelerinin” bantları düştü.
Arap “sokaklarının” Arap “saraylarını” yıktığı bir dönemde Erdoğan “sokakların” liderliğine oynayarak Ortadoğu’da kendisine büyük bir destek ve prestij yarattı.
Her politika gibi bu politikanın da artıları ve eksileri var elbet.
Ortadoğu’nun liderliğini üstlenip Batı’yla ilişkilerinde büyük bir pazarlık gücü kazanırken, henüz “içerdeki” sorunlarını çözememiş bir ülke olarak çok da fazla düşman yaratıyor “sokakların” sevdiği sert çıkışları ve girdiği liderlik mücadelesiyle.
Sağlam bir ekonomi “en güçlü” yanı Erdoğan’ın, Kürt meselesi de “en zayıf” yanı.
Erdoğan başladığı işi bitirebilse ve Kürt sorununu bir çözüme kavuşturabilseydi, Türkiye’nin ve Erdoğan’ın Ortadoğu’daki liderliği “demokrasi” çimentosuyla tahkim edilmiş olacaktı.
Bunun eksikliği şimdi ciddi bir zaaf yaratıyor.
Doğru, Erdoğan bu sorunu çözemedi, girişimlerini bir sonuca eriştiremedi ama gündeme düşen “PKK-MİT” görüşmeleri, Başbakan’ın bu konuda “gerçek bir lider” vizyonuna sahip olduğunu ortaya koydu.
Haber sitelerine düşen bu kayıtlardaki konuşmalar, sanırım “ucuz bir muhalefet” anlayışı tarafından kıyasıya eleştirilecektir.
Hâlbuki, bu konuşmalar Erdoğan’ın gerçekten büyük bir alkışı hak ettiğini gösteriyor.
Hem kendisi hem de ülkesi için arzuladığı “liderlik” için Kürt sorununun önemini kavradığı ve bu konuda “milliyetçi önyargılardan” sıyrılabildiğini PKK’ya temsilci göndermesinden anlıyoruz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.