Sıkıcı bir cümleyle başlayalım yazıya ama bilin ki daha sonra çok da sıkıcı olmadığını sandığım bir şey söyleyeceğimi düşündüğümden buna cesaret ediyorum.
Sıkıcı olan cümle şu:
Türkiye’nin çözümü zor sorunları var.
Sıkıcı olmadığını sandığım cümle de şu:
Ama o sorunlar, sürekli tartıştığımız sorunlar değil.
Türkiye’nin yıllardan beri konuşulan, tartışılan, uğruna insanların öldüğü sorunları aslında bir haftada çözülecek sorunlar.
Çünkü onların “sahici” bir temeli yok.
Devletin getirdiği “yapay” yasaklar yaratıyor o sorunları.
Alın şu Alevi meselesini.
Parlamento, yasada küçük bir değişiklik yapıp cemevlerini ibadethane kabul edip Alevi dedelere de maaş bağladığında sorunun büyük kısmı çözülüyor.
Bir başka yasayla da, Alevi çocuklarını zorunlu din derslerinden muaf tuttu mu, Alevilerin bugünkü rahatsızlıklarının önemli bölümü ortadan kalkar.
Anayasaya “anayasal vatandaşlık” ibaresini ekleyip, Kürtlerin anadilde eğitim yapmasına da olanak sağladığınızda Kürt meselesindeki gerginlik gevşeyiverir.
Ne oldu?
Alevi meselesini yıllardır çözmeye çalışır gibi yapıp da çözmeyen AKP, MHP devreye girince hızlanıverdi.
Demek oluyormuş.
Kürt sorunundaki “engeller” de kalkabilir.
Bu konulardaki “zihniyet” değişimini sağlamak zor gibi görünüyor ama neticede bunlar parlamentoda yapılacak değişikliklerle hallolacak işler.
Parlamentoda alınacak kararlarla çözülecek meselelere, “çözümü zor meseleler” diyemeyiz.
“Çözecek adam yok” deriz.
Peki, zor mesele nedir?
Yasa değiştirmekle, anayasaya madde ekleyip çıkarmakla çözülemeyecek meselelerdir, zor olanlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.