Kendi devletinin esir aldığı bir ülke burası.
İnsanlar hiç bitmeyen bir zulmü yaşayıp duruyor.
Küçük bir grubun dışında kendisine “eşit bir vatandaşmış” gibi davranılan kimse yok.
Kürtler, Kürt oldukları için ezilirler, horlanırlar, aşağılanırlar, işkencelerden geçerler, öldürülürler.
Anadillerini çocuklarına öğretemezler.
Sürekli gözetlenirler, polis peşlerinden ayrılmaz.
Aleviler, son zamanlarda düzenin sarsılmaz bekçiliğine ve tutuculuğa kaymış olsalar da, devletin darbesini en çok yiyenlerdendir.
Çocuklarına zorla başka bir mezhebin dini öğretilir.
Devlet kadrolarında yükselmelerine çok fazla izin verilmez.
İbadethaneleri, devlet tarafından ibadethane kabul edilmez.
Diyanet İşleri’ne alınmazlar.
Sünni dindarlar ise, ibadetlerini açıkça yerine getirdiklerinde devletin önemli birimlerinde iş bulamazlar.
Orduda görevlilerse “ihraç” edilirler.
Dışişleri Bakanlığı’na alınmazlar.
Kızları istediği gibi giyinemez, giyinirlerse üniversitelere sokulmazlar.
Dindar devlet görevlileri sürekli fişlenirler.
Solcular zaten evvel eski devlet tarafından “düşman” kabul edilirler.
Marksizm okullarda okutulmaz.
Marksist öğretim görevlileri sürekli takibe uğrar.
Marksizmi açıkça savunanlar devlet dairelerinde asla iş bulamazlar.
Ermeniler geçmişlerinden söz edemezler.
Gayrimüslimlerin hepsi vatandaşı oldukları ülkede resmen “yabancı” kabul edilirler.
Yazının devamını okumak için tıklayın.