1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:25
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 23.10.2008
Ahmet Altan
Ey ezilenler...
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Ey ezilenler... Ahmet Altan - Ey ezilenler... Ahmet Altan - Ey ezilenler... Ahmet Altan - Ey ezilenler... Ahmet Altan - Ey ezilenler... Ahmet Altan - Ey ezilenler... Ahmet Altan - Ey ezilenler... Ahmet Altan - Ey ezilenler...
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Anayasa Mahkemesi’nin başkanı, mahkemenin “anayasayı” çiğnediğini söylüyor.

Mahkeme, suç işlemiş...

Gerçekten de işledi.

Demokrasi düşmanlığını dünyanın en geri anayasalarından biri olan bizim anayasaya bile sığdıramadı ve bu düşmanlık anayasanın dışına taştı.

Aslında o mahkemenin yargıçlarının yargılanması lazım.

Ama yargılayacak bir merci yok.

Onlara suç işlemek serbest.

Onlar da bu serbestliği alabildiğine kullanıp ardı ardına suç işliyorlar.

Türban konusunda verdikleri kararla, Mahkeme Başkanı Haşim Kılıç’ın da belirttiği gibi, mahkeme parlamentonun yetkilerine müdahale etti.

Anayasa değişikliklerini sadece “usul” açısından denetleme hakkına sahip oldukları halde, değişikliğin “özünü” yasakladılar.

Parlamentonun yasama yetkisini yok ettiler.

Halkın iradesiyle toplanan bu parlamento, artık halk adına karar veremeyecek.

Askerî darbenin Türkiye’ye armağanı olan anayasayı değiştiremeyecek.

Yetmiş milyon insan, 12 Eylül rejiminin yarattığı hapishanenin dışına çıkamayacak artık.

Peki, biz Anayasa Mahkemesi’ndeki dokuz kişinin esiri mi olacağız?

Nasıl giyineceğimizi, nasıl konuşacağımızı, nasıl düşüneceğimizi, nasıl yaşayacağımızı o dokuz kişi mi belirleyecek?

Buna izin verecek miyiz?

Eğer buna izin verirsek burası bir tımarhaneye döner.

Saçmalıklar bitmez.

Bugün biz bir parlamento seçiyoruz ama o parlamento artık fiilen kapalı.

Anayasanın maddelerini değiştirme yetkisini kaybetti.

Yapılacak tek bir şey var benim görebildiğim kadarıyla.

Anayasayı tümden değiştirmek.

Ve, bunu sadece parlamentonun içinde yapmamak.

Halkın tümü buna katılmalı.

Alevisi, solcusu, dindarı, Kürdü, bu toplumun bütün ezilenleri, yeni yapılacak anayasada rol almalı.

Birbirlerini yasaklamak için değil tabii...

Birbirlerini özgürleştirmek için.

Bugün yasaklanan “türban” için Aleviler de, Kürtler de, solcular da mücadele etmeli bence.

Türbanın kendisinden daha önemli bir sorun duruyor çünkü karşımızda.

Özgürlük sorunu... Kendi yaşama hakkını ve biçimini savunma sorunu.

Bugün türban özgürlüğünü savunmayan bir Alevi, yarın kendi çocuğunun eğitim özgürlüğünü nasıl savunacak?

Türban özgürlüğünü savunmayan bir solcu, fikir özgürlüğünü nasıl savunacak?

Türban özgürlüğünü savunmayan bir Kürt, anadilde eğitim özgürlüğünü nasıl savunacak?

Ve, bugün türbanı savunan dindar, Alevinin, Kürdün, solcunun özgürlüğünü savunmazsa, türbanı nasıl savunacak?

Eğer bütün bu ezilenler elele vermezse, Ankara’daki dokuz yargıç hepsinin canına okuyabilir.

Okuyor da zaten.

Geliyor, bu insanların hepsinin ortak oylarıyla oluşan parlamentoyu fiilen kapatıyor.

Parlamentonun anayasayı değiştirme yetkisini gasp ediyor.

Suç işlediğini bile bile, başkanı tarafından uyarılmasına rağmen fütursuzca işliyor bu suçu.

Eğer siz elele vermezseniz, güçlerinizi birleştirmezseniz, Ankara’daki generallerle yargıçların özgürlüğün önüne diktikleri barikatları nasıl aşacaksınız?

Nasıl özgürleşeceksiniz?

Aşamazsınız.

Bugüne dek de aşamadınız zaten.

Sanırım artık şunu anlamalıyız.

Sorunlarımızı parçalara ayırmamalıyız.

Kürt sorunu, türban sorunu, Alevi sorunu, örgütlenme sorunu gibi ayrı ayrı sorunlar yok.

Ortada tek bir sorun var.

Özgürlük sorunu.

Herkesin ortak sorunu bu.

Herkes başka bir şey için özgürlük istese de, neticede herkes özgürlük istiyor.

Neden parça parça özgürleşmemiz gerekiyor?

Neden Kürtler, Aleviler, dindarlar, solcular ayrı ayrı özgürleşsin?

Bu mümkün değil.

Özgürlükleri parça parça elde etmeye hiç kimsenin gücü yetmiyor.

Bunu, bir bütün olarak hep birlikte elde etmeliyiz.

Ezilenlerin birbirine olan düşmanlığı sadece ezenlere yarıyor.

Artık kabul edin ki bu düşmanlık, bir akılsızlığa ve esarete dönüşüyor.

Türban için dövüşmeyen solcu...

Türban için dövüşmeyen Kürt...

Türban için dövüşmeyen Alevi...

Egemenlerle, efendilerle, ezenlerle işbirliği içindedir.

Kürtler için, solcular için, Aleviler için dövüşmeyen dindarlar da işbirlikçidir.

Bunu anlamak o kadar zor mu?

El birliğiyle bir anayasa yapmalıyız.

Onun ya da bunun özgürlüğü için değil, hepimizin özgürlüğü için.

Yıllarca herkes özgürlüğün bir parçasını istedi, özgürlüğün bir parçası için mücadele etti.

Aranızdan hanginiz mücadelesinden galip çıktı, aranızdan hanginiz istediği özgürlüğü elde edebildi?

Özgürlüğü parçalamak ezenlerin işidir.

Özgürlüğü bütünleştirmek, onu yekpare bir halde savunmak ezilenlerin görevidir.

Artık bu kadar işbirlikçilik yeter.

Birleşelim ve alalım şu özgürlüğü.

Hep birlikte ve özgür yaşayalım.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başörtüsü - 02.09.2010
  2. Mantık - 01.09.2010
  3. Aleviler - 31.08.2010
  4. Yargısız - 29.08.2010
  5. Çatlarken - 28.08.2010
  6. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  7. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  8. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
  9. Maksatlı ve manipüle edici... - 24.08.2010
  10. Genelkurmay açıklaması - 22.08.2010
  11. Bölünmek - 21.08.2010
  12. Sorun - 20.08.2010
  13. Faili meçhuller ve Ergenekon - 19.08.2010
  14. Ey siz sahipsizler... - 18.08.2010
  15. Devlet - 17.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Ey ezilenler... - Ahmet Altan
03.09.2010 05:25:16